menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çığır Açan Bir Külliyatın Peşinden: Anwar Shaikh’in İzinde

12 0
10.10.2026

Çığır Açan Bir Külliyatın Peşinden: Anwar Shaikh’in İzinde

YazarGüney Işıkara, Patrick Mokre

Bir araştırmacıyı etkileyen, ona ilham veren onlarca, belki yüzlerce yazar, düşünür vardır. Fakat bunlardan birkaçı, yalnızca ortaya koydukları çalışmalarla değil, yüzyılların bilgisini süzme becerileri ve düşüncenin sınırlarını zorlama cesaretleriyle de yaşadıkları çağa damgalarını vurur. Yerleşik kabulleri sorgulamak, hâkim fikirlerin karşısında kendi sorularını ısrarla sormak ve dünyanın başka türlü anlaşılabileceği ihtimalinden vazgeçmemek… Onların düşünsel mirasını kalıcı kılan, yalnızca verdikleri yanıtlar değil, çoğunluğun veri kabul ettiğini soruya dönüştürmeleri ve yepyeni yollar açmalarıdır. Bu gibi insanlar aramızdan ayrıldığında, geride bıraktıkları yalnızca bir eserler bütünü değil, düşünmeye, sorgulamaya ve hakikatin peşinden, tüm içerimlerini gözeterek, gitmeye yönelik bir çağrıdır.

Geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan Anwar Shaikh (1945-2026), tam da bu tanımın tarif ettiği türden bir düşünürdü. Onun yokluğu derin bir boşluk yaratırken, düşünceleri bu boşluğun içinden bizimle konuşmaya devam ediyor. Fikirleri, kendi ömrünü fersah fersah aşıp, gelecekte yaşamaya, şekillenmeye ve şekillendirmeye devam edecek. İki öğrencisi ve arkadaşı olarak Nisan 2026’da Jacobin’de yayımladığımız bu yazıyı, ufak değişikliklerle Türkçe okura sunuyoruz. Minnet ve özlemle…

Çığır Açan Bir Külliyatın Peşinden: Anwar Shaikh’in İzinde

“Tanrıtanımazlar daima kiliseye bağlı kalırlar. Bundan kurtulmak için yapmanız gereken şey, tezlerinizi kilisenin kapısına asmak ve işinize dönüp kendi alternatif çerçevenizi geliştirmektir.” Bu yazının yazarları da dahil olmak üzere Anwar Shaikh’in çoğu öğrencisi, derslerinde bu sıradışı ifadeyi duymuştur.

Yaşadığı ve ürettiği dönemin en radikal iktisatçılarından biri olan Shaikh’i çoğu çağdaşından ayıran temel özellik, ana akım iktisat teorisinin dogmalarına yönelik sert eleştirilerde bulunmakla kalmayıp, kapitalizmin bütünsel bir analizi için klasik politik iktisada ve özellikle Karl Marx’ın eserlerine yaslanan kapsamlı bir çerçeve geliştirmiş olmasıdır

Shaikh’in 2016 yılında yayımlanan Kapitalizm: Rekabet, Çatışma, Bunalımlar adlı kitabı, yaklaşık kırk yıl boyunca üzerinde çalıştığı eleştirel, kuramsal ve ampirik çalışmaları bütüncül ve tutarlı bir çerçevede okuyucuya sunuyor. Kitabın odak noktası, kapitalizmin ahenkten ziyade çatışma ve çalkantılarla kendini var ettiği iddiasıdır. Shaikh ise bunu, Marx’ın yazılarından yola çıkarak özgün bir biçimde kavramlaştırdığı gerçek rekabet çerçevesiyle kurgular. Bilimsel yaklaşımının bir diğer ayırt edici özelliğiyse, kuram ile ampirik yönelimin birbirine yakınlığıdır.

Düşünsel Serüvenin Dört Aşaması

Shaikh’in düşünsel yolculuğu, son elli yılın politik mücadeleleriyle birlikte harman olmuştur. İmzasını taşıyan yaklaşık yüz akademik makale ve çeşitli mecra ve biçimlerde yayımlanmış çok daha fazla yazı gözetildiğinde, bu devasa külliyatı tasnif etmenin ne denli zor olduğu anlaşılır. Yine de bu yazıda, Shaikh’in eserlerini—bu bölümlendirmenin noksanlarını unutmamak kaydıyla—dört ana dönemde inceleyeceğiz.

1970’leri ve 80’leri kapsayan ilk dönem, ana akım iktisadın acımasız bir eleştirisi, polemikler ve Marksist kavramların bu bağlamda yeniden yorumlanmasıyla geçer. 80’lerde başlayan ve 90’ları içeren ikinci dönemdeyse, Shaikh’in kapitalizmin makro dinamiklerine ve uluslararası ticarete yönelik tutarlı bir yaklaşım geliştirmeye odaklandığını görürüz.

90’lı yıllarda başlayan ve 2016’da Kapitalizm eserinin yayımlanmasıyla taçlanan üçüncü dönemde, Shaikh’in, kendi bütüncül çerçevesi içerisinde durmaksızın hipotezler öne sürdüğünü, bunları test ettiğini ve güncelleyip, geliştirdiğini söyleyebiliriz. Bu dönemin bir kritik özelliği, ana akım iktisadın veri kategorileri ve ampirik araştırma yöntemlerinin sorgulanması, yerine alternatifler önerilmesidir. Kapitalizm’in yayınlanmasından bu yana geçen on yıllık dördüncü dönem ise, gerçek rekabet ve çalkantılı dinamikler zemininde eşitsizlik, ekonofizik, uluslararası ticaret ve bir dizi diğer makroekonomik soruna dair çalışmaları kapsar.

Shaikh, Columbia Üniversitesi’nde doktorasını tamamladıktan sadece bir yıl sonra, 1974’te “Zırva Üretim Fonksiyonu” başlıklı makalesinde Robert Solow’un kapitalist kalkınma alanındaki yerleşik modelini eleştirerek akademiye görkemli bir giriş yaptı. Sermaye ve emeğin, toplam üretimden marjinal verimliliklerine göre pay aldığını varsayan Solow modeli, yalnızca o dönem ana akım iktisadın belkemiği olmakla kalmayacak, takip eden on yıllar boyunca ders kitaplarındaki referans model olacaktı.

Bu çerçeve, yoksul ülkelerin neden yoksul olduklarını, zengin ülkelerin neden daha da zenginleştiğini açıklama iddiasını taşırken, küresel kapitalizmin emperyalist niteliğini görünmez kılıyor (hatta kimi zaman meşrulaştırıyor). Shaikh’in alaycı bir başlıkla yayımladığı makalesi, modelin ampirik verilerle görünürdeki uyumunun altında bir muhasebe özdeşliği yattığını, bu üretim fonksiyonunun koordinat sisteminde “zırva” sözcüğüne denk düşecek verilerle de aynı derecede uyumlu olduğunu ortaya koydu.

Shaikh, 1972 yılında, zamanın radikal ve Marksist iktisadı açısından merkez kabul edilebilecek New School for Social Research’te çalışmaya başladı. Bu dönemdeki yayınları, temel klasik politik ekonomi yaklaşımlarını yeniden tedavüle sürmekle kalmayıp, yeni sentezler de oluşturdu. Yalnızca ana akım iktisatçılarla değil, Marksistlerle ve neo-Rikardocularla da çeşitli polemikler yürüten Shaikh, gerek kapitalizmi idealize edilmiş, ahenkli bir toplumsal düzen olarak sunan yerleşik iktisat anlayışından, gerekse bundan kısmi sapmalar varsayan eksik/aksak rekabet kavramlarından ayrışarak, kapitalizmin fiili işleyişine odaklanan gerçek rekabet çerçevesinin temellerini attı.

Yine aynı dönemde, Marksist kuramda emek değerleri ile üretim fiyatları arasındaki ilişkiye dair bir açmaz olarak görülen dönüşüm sorununa bir çözüm sundu. Bunu yaparken, Marx’ın rekabet, değer ve fiyat kuramlarını ve kriz teorisini ayrıntılı olarak inceledi. Tüm bu birikim, kuşaklarca öğrencinin bir efsane olarak tanımladığı “politik iktisat” seminerlerinde vücut buldu.

1983 yılında yayımlanan Marksist Düşünce Sözlüğü için sermayenin yoğunlaşması ve merkezileşmesi, ekonomik kriz, kâr oranının düşme eğilimi, yoksullaşma ve yedek işgücü ordusu başlıklı maddeleri kaleme aldı. “Zırva Üretim Fonksiyonu” makalesinin devamı niteliğindeki bir çalışmanın ardından, Maurice Dobb ile rekabet teorisi üzerine, Piero Sraffa’nın neo-Rikardocu takipçileriyle de rekabet, değer kuramı, ve kâr oranları gibi çeşitli konularda tartışmalar yürüttü.

Tüm bu çalışmalar, kapitalizmin insan emeğinin sömürüsüyle var olan ve palazlanan bir toplumsal düzen olarak anlaşılması açısından merkezi bir öneme sahiptir. Zira bu temel, Marx’ın kavram ve kategorilerini bütüncül bir çerçeveye yerleştirerek, bizzat içinde yaşadığımız dünyadaki ana iktisadi ve toplumsal eğilimleri anlamak için oluşturulmuştur. Shaikh, kapitalizmi, bir başlangıcı ve muhtemel bir sonu olan, tarihsel olarak belirli bir toplumsal düzen olarak ele alır. Tam da bu nedenle, Shakik için kapitalizmi aşmak için, titiz bir analiz olmazsa olmazdır.

İlk bakışta, bu dönemdeki yazıların mahiyetinin ana akım iktisadın temellerine bir saldırı ve Marx’ın savunusuyla sınırlı olduğu düşünülebilir. Marksizm ve sosyalist örgütlenmenin günümüze kıyasla çok daha cazip olduğu bu dönemdeki yazılar, öncelikli olarak........

© Katman Portal