menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanayi Robotlarının Uzun Yürüyüşü

8 0
17.10.2026

Sanayi Robotlarının Uzun Yürüyüşü

Sanayi robotları, mekanizasyona dayalı önceki otomasyon dalgalarının ardından gelen ve etki alanları yapabildikleri görevlerin az sayıda olması nedeniyle sınırlı kalan bir başka otomasyon teknolojisidir.

Dans eden, dövüşen ya da ev işi yapar gibi gözüken insansı robotları görmeyen yoktur. Oysa birkaç yıl öncesine kadar teknoloji gündeminin odağında sanayi robotları vardı. Sanayi robotlarının kamusal tartışmalara ve iktisatçıların araştırma gündemine girmesinde kritik dönemin 2013-2016 olduğu söylenebilir. Makine öğrenmesi ve mobil robotik alanındaki ilerlemeler nedeniyle “yakın gelecekte” ABD ekonomisinde istihdamın G’sinin (!) ortadan kalkabileceğini iddia eden çalışma, 2013 yılında yayımlandı (Frey & Osborne, 2013). Kısa bir süre sonra, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kabiliyetlerindeki hızlı gelişme nedeniyle çok kapsamlı bir teknolojik değişimin yaşandığını ve ciddi bir işsizlik sorununun ortaya çıktığını ya da çıkacağını iddia eden kitaplar yayımlandı (Brynjolfsson & McAfee, 2014; Ford, 2015; Srnicek & Williams, 2015). Ortaya çıkan “Dördüncü Sanayi Devrimi” teknolojileri arasında en öne çıkanlardan biri sanayi robotlarıydı (Schwab, 2016).

Aslında 1980’lerin sonlarından beri yüksek gelirli ülkelerin fabrikalarında kullanılmakta olan sanayi robotlarının sıradan insanlar, uzmanlar ve iktisatçılar tarafından “keşfi” yaklaşık 30 yıl gecikmeyle gerçekleşti! Emek gücünün giderek daha az bir kısmının fabrikalarda çalıştığı “sanayi sonrası” toplumlarda sıradan insanların fabrikalarda hangi makinelerin kullanıldığını ya da üretimin nasıl organize edildiğini bilmemeleri bir noktaya kadar anlaşılabilir. Fakat çoğu iktisatçı ya da uzman üretim süreçlerinin, fabrikanın ve genel olarak iş yerinin bir “kara kutu” olarak kalmasını tercih eder ya da bunlarla ilgilenmez.

Sanayi Robotlarının Anatomisi

Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO), sanayi robotlarını “bir sanayi ortamındaki otomasyon uygulamalarında kullanmak için bir yere ya da hareketli bir platforma sabitlenmiş, üç ya da daha fazla eksende programlanabilir, otomatik olarak kontrol edilen, yeniden programlanabilir çok amaçlı manipülatör [nesneleri tutma ve/veya hareket ettirme amacıyla kullanılan makine]” olarak tanımlıyor (IFR, t.y.-a)[1]. “Sanayi robotu” terimini kullanan ve dijital olarak kontrol edilen makinelerin ilk patent ve prototipleri 1960’lara; sprey boyama ya da malzeme taşıma (material handling) gibi tehlikeli görevlerdeki ilk uygulamaları ise 1970’lere kadar uzanıyor. Fakat sanayi robotlarının imalat sanayindeki kurulumlarının artmaya başlaması 1980’lerin sonunda ve 1990’ların başında gerçekleşti (Fernández-Macías vd., 2021). Öyle ki, 1995’e gelindiğinde Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki robot stoku 100.000’in üzerindeydi.

1995-2017 arasında AB’de kullanılan sanayi robotlarına odaklanan bir çalışma, sanayi robotlarının sınırlı sayıda görevde, sektörde ve ülkede yoğun olarak kullanılan özel bir teknoloji olduğunu gösteriyor (Fernández-Macías vd., 2021). 2017 yılında AB’deki sanayi robotu uygulamalarının U’i esasen nesneleri bir yerden başka bir yere taşımayı, "’si kaynaklama ve lehimlemeyi, %5’i ise montaj ve söküm işlemlerini içeriyordu. Diğer önemli uygulamalar ise boyama ve kesme gibi görevlere odaklanıyordu. 2015 yılında AB robot stokunun P’den fazlası otomotiv, ’ü kauçuk ve plastik ürünleri, ’u ise metal ürünleri sektörlerinde kullanılmaktaydı. Bu üç sektör robot stokunun yaklaşık u’ini barındırıyordu. Bunlara gıda ve içecek, makineler ve elektrik/elektronik sektörlerinin eklenmesiyle oluşan 6 sektör, 14 imalat sektörüne ait toplam robot stokunun �’dan fazlasını kullanıyordu. Tekstil, kâğıt, ağaç ve hatta plastikler ve kimyasallar gibi sektörlerde ise robotlar yok denecek kadar azdı. 1995’te tüm robotların ’sini kullanan Alman otomotiv sektörü, 2015’e gelindiğinde AB’deki tüm robotların '’sine ev sahipliği yapıyordu. 2015 yılında Alman otomotiv sektörünün toplam AB istihdamındaki payı %1’den, toplam AB imalat istihdamındaki payı ise %4’ten düşüktü (Fernández-Macías vd., 2021).

Dolayısıyla sanayi robotları yalnızca sınırlı sayıda görevi yerine getirebilen özel teknolojilerdir. Yapabildikleri görevler ise esasen el emeğine dayalı, fiziksel güç ve beceri gerektiren rutin görevlerdir. Bu temel sebepten ötürü yalnızca sınırlı sayıda sektörde yoğunlaşmışlardır. Başka önemli bir husus ise sanayi robotlarının otomasyon bağlamında bir kırılmayı değil, sürekliliği temsil etmesidir (Fernández-Macías vd., 2021). Yani sanayi robotları, mekanizasyona dayalı önceki otomasyon dalgalarının ardından gelen ve etki alanları yapabildikleri görevlerin az sayıda olması nedeniyle sınırlı kalan bir başka otomasyon teknolojisidir. Sanayi robotlarının 1990’larda anlamlı bir sayıya ulaşmasından önce, demirciler, ip eğiriciler ve dokumacılar gibi işlerin büyük ölçüde ortadan kalkmasından sorumlu olan otomasyon teknolojileri vardı (Güven, 2024).

Sanayi Robotları ve İstihdam

Sanayi robotları az sayıda imalat alt sektöründe yoğunlaşmış ve bu nedenle, a priori, istihdam üzerinde sınırlı bir etkiye sahip olmuş olabilir. Böyle olsa bile, sanayi robotlarının istihdam üzerindeki etkisi tam olarak ne olmuştur?

17 gelişmiş ekonomi için 1993-2007 dönemine ait sektörel verileri kullanan bir çalışmaya göre sanayi robotu kullanımı (çalışılan saat başına robot sayısındaki artış) katma değeri ve emek verimliliğini artırmıştır. Daha önemlisi, robot kullanımı ile toplam çalışılan saatler arasında bir ilişki yoktur; ancak robot........

© Katman Portal