Burjuvamız olmadığı için mi geri kaldık?
Ülkelerimizde hukukun ve adaletin kıt olmasının, ekonomilerimizin bozuk olmasının, insan hak ve özgürlüklerinin çiğnenmesinin, yolsuzlukların, rüşvetin, irtikabın toplumun en ücra hücrelerine kadar sirayet etmesinin Müslümanlığımızla ilgisi olabilir mi?
Fakat arkası doldurulmadığı zaman bu cevap, beş para etmez.
Bütün bu kötü niteliklerin Müslümanlığımızla ilgisi nasıl kurulabilir?
Bunun en kestirme yolu Kur’an-ı Kerim’in bu kötü nitelikler lehine yorumlanmasıdır.
Bu mümkündür ve vaki olmuştur.
Geçtiğimiz ramazanda yaptığım iyi işlerden biri, Atasoy abiyi (Müftüoğlu) ziyaret etmekti. Sohbet ettik, dertleştik.
Eve dönerken Atasoy abi, her zaman yaptığı gibi bana bir kitap ikram etti.
Kitap, bahsettiğim konuları tartışıyordu.
“İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık/Küresel ve Tarihsel Bir Karşılaştırma…” Yazarı, daha önce hiçbir kitabını okumadığım Ahmet T. Kuru. (Ayrıntı Yayınları)
Ahmet T. Kuru, siyaset bilimi profesörü ve San Diego Üniversitesi’nde İslam ve Arap kültürü çalışmaları merkezinin başkanı. Daha önce “Pasif ve Dışlayıcı Laiklik: ABD, Fransa ve Türkiye” adlı bir kitabı da Türkçeye çevrilmiş.
Arkadaşım Mehmet Ali Verçin, birkaç gün önce Karar’daki köşesinde tam bu kitaptan hareketle birkaç yazı yazmayı düşündüğüm sırada kitaptaki tezleri tartışan etraflıca bir yazı yazdı. Yani o görevi ifa etti.
Benim niyetim Ahmet T. Kuru’nun tezlerini tartışmak değil. Yeri geldiğinde birkaç kelime........
