menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasetçiler seçilmiş midir?

25 0
08.05.2026

Atanmışlar-seçilmişler tartışması ve buradan doğan gerilim ve çatışma iklimi; siyaset-devlet ilişkisinin en karmaşık ve en fazla polemik doğuran sorun alanlarından birisidir.Türkiye’de siyasetçi-bürokrat ilişkilerinde; bu iki kesimin karşılıklı konumlanma biçimleri ile bürokratların siyasetçiler karşısında ne ölçüde inisiyatif kullanabilecekleri ve hareket alanlarının sınırının nerede başlayıp nerede biteceği yönündeki tartışmalar ağırlık taşıyor. Bu tartışmalar, çoğu zaman bürokratların “atanmış” oldukları ve bu nedenle siyasi iradenin emir ve direktiflerinden hiç bir şekilde sapmamaları gerektiği” şeklindeki mutlak yargı ve siyasi otoritenin hiyerarşik üstünlüğü varsayımı üzerinden şekillenmektedir.Konuya, mevcut siyaset ve devlet pratiğimiz üzerinden baktığımızda ise, “atanmış” ve “seçilmiş” kavramlarının ne ölçüde gerçeklik zeminine dayandıkları başlı başına bir analiz ve sorgulama konusudur.Bürokratların” atanmış,” siyasilerin ise “seçilmiş” olduğu tezi, bütünüyle içi boş bir söylemdir.Türk siyaset kültürü ve siyasi parti sisteminde, siyasetçiler, kelimenin tam anlamıyla “atanmış” kişilerdir.Liderleri tarafından atanmış kişiler.Bu, solda olsun, sağda olsun; tüm siyasi partilerde böyledir.Siyasi liderlerin, tabii ki mevcut dengeleri gözetmekle birlikte, bu mekanizmanın işleyiş sürecinde mutlak bir belirleyiciliği vardır. Tıpkı patron şirketlerinde, tüm konularda patronun mutlak söz sahibi olması gibi…“Atanmışlık” niteliğine bakarsanız, siyasetçiler, “bürokratlardan daha fazla atanmıştır.”Teoride, demokratik temsil mekanizması; halkın adayları doğrudan değerlendirmesi, tercih etmesi ve iradesini kişiler üzerinden ortaya koyması varsayımına dayanır. Ancak “güçlü lider kültünün” hâkim olduğu, siyasi partilerin kurumsallaşamadığı ve parti içi demokrasinin zayıf olduğu sistemlerde, halk çoğu zaman kişileri değil; lideri, sembolü, kimliği, aidiyeti veya partiyi seçer. Türkiye’nin siyasi kültürü ve siyasi parti sisteminde bu yapı oldukça karakteristiktir.Siyasetçiler atandıktan, yani liderleri tarafından seçildikten sonra, göstermelik bir seçim sürecinden geçirilerek “seçilmiş” statüsü ve ünvanı kazanırlar. Sandık, aslî seçimi yapan değil; daha önce yapılmış seçimi “toplumsal meşruiyetin onayından geçiren” bir mekanizmadır.Halk, onları bilerek ve isteyerek seçmez; destekledikleri ve oy verecekleri siyasi partinin lideri onları belli bir plan dahilinde milletvekili listesinde seçilecek sıralara koyduğu için halk onları seçer. Daha doğrusu, seçilmiş görüntüsü kazandırır.Milletvekili, teoride halkı temsil ediyor görünse de; pratikte........

© Karar