menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devasa bütçesine rağmen acziyete düşen milli eğitim

31 0
17.03.2026

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir okulun açılışında yaptığı konuşmada; “Son 23 yılda bütçeden en büyük payın eğitime ayrıldığını; eğitim standartlarının giderek yükseldiğini ve eğitime erişim imkanlarının arttığını” söyledi.2026 yılında, yüksek öğretim dahil eğitime ayrılan toplam 2 trilyon 905 milyar liranın bütçe içindeki payı .3.Bu, gerçekten devasa bir rakam. Ama acaba bu kadar büyük bir kaynakla, eğitimde beklenen hedeflere ulaşabiliyor muyuz?Eğitim sistemi altyapısının geliştirilmesinde ve okulların fiziki standartlarının yükseltilmesinde son dönemde önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu bağlamda çok sayıda öğretmen alınması ve yeni derslikler yapılmasıyla 2000’lerde 35-40’larda olan sınıf başına öğrenci sayısı 20’lere; 35-40’larda olan öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ise, 16-17'lere düştü.Ama, gerek yıllardır bütçeden en büyük payın eğitime ayrılmış olması, gerek fiziki standartlardaki iyileşmeyi ifade eden sayısal göstergeler; yalnız başına eğitimin nicelik ve fonksiyon yönünden beklenen seviyeye geldiğini ifade etmiyor.Eğitim sisteminin yapısı ve işleyişiyle ilgili çok şeyler söylenebilir ve kapsamlı analizler yapılabilir. Ancak milli eğitimin içinde bulunduğu gerçek tabloyu gözler önüne sermek için bunlara gerek yok.Sadece son 20-25 yılda eğitimde giderek hızlanan ve kapsamı genişleyen özel okullaşma süreci, tek başına; milli eğitim sisteminin varlık nedenini ve misyonunu ciddi ölçüde kaybettiğini ve toplumun eğitim ihtiyacını karşılama fonksiyonunun büyük bir erozyona uğradığını açık biçimde ortaya koyuyor.Meseleye, topyekün milli eğitim teşkilatından ülkedeki tüm öğrenci velilerine kadar; “eğitimi nasıl gördüğümüz” penceresinden ve çocuklarımızı sürece dahil etme aşamasındaki temel tercihlerimizden bakalım.Bu noktada itiraf etmemiz gereken yalın gerçeklik şu: Milli eğitim sistemine dahil okullar, istisnai örnekler dışında öğrenci velileri açısından artık bir cazibe taşımıyor. Bırakın “öğrenci velileri kitlesini;” Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve il yöneticileri, okul müdürleri bile çocuklarını devlet okulları yerine, özel okula göndermek istiyorlar.Neden?Devlet okulundaki eğitimi yeterli görmedikleri; çocuklarının özel okulda daha başarılı olacaklarını düşündükleri için.Restoranınız var; en güzel yemekleri pişirdiğinizi söylüyorsunuz. Ama kendi yemeklerinizi başka lokantalarda yiyorsunuz.Bundan farkı var mı?Bu, başlıbaşına kendinizi inkarettiğiniz ve kendinizle çelişkiye düştüğünüz anlamına gelmiyor mu? Böylelikle varlık nedeninizin bir anlam taşımadığını tescil etmiş olmuyor musunuz?Çocuklarınızı, başında bulunduğunuz ve halkın vergileriyle kamu hizmeti görmek üzere kurulan okullar yerine; kazanç elde etme amacını güden okullara gönderirseniz, “yaptığınız işin doğruluğu ve tutarlılığı” konusunda topluma karşı nasıl inandırıcı olabilirsiniz?Bakanlık ve il milli eğitim yöneticileri, okul müdürleri, çocuklarını gönderdikleri özel okullara; buraları tercih eden herkes gibi ceplerinden milyonlarca lira eğitim ücreti ödüyorlar. Doğal olarak ödemeleri gerekiyor.Özel okulların, kendilerini denetlemekten sorumlu milli eğitim yöneticilerinin........

© Karar