menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bürokratik oligarşi hortladı mı? Siyasete racon mu kesiliyor?

50 0
24.04.2026

Bir zamanlar, ormanın en yüksek kayasında oturan bir aslan vardı.

Ne zaman başını çevirse, ağaçların yönü değişir; ne zaman gözünü kırpsa, suyun sesi bile incelirdi.

Hiç konuşmadan da konuşabilen tek varlıktı... Gölgesi bile emir sayılırdı.

Herkes onun gölgesinde yer edinmeye çalışırdı.

Çevresinde türlü hayvanlar dolaşırdı. Kimi sessizce bekler, kimi dikkatle izlerdi.

Ama bir de tilki vardı; ne en güçlüsüydü ne de en bilgesi…Ama en kurnazı oydu.

Ormanda herkes, gerçeği bilirdi. “Rüzgârın bir yönü vardır” derlerdi. Ama her şeyi açık etmezler; rüzgârın nereden estiğini söylemezlerdi.

Rüzgârın yönü; yaprakların hışırtısından, toprağın kokusundan ve kuşların uçuşundan anlaşılırdı.

Kayasında oturan aslan, bu işaretlere bakmazdı. Çünkü rüzgâr çoğu zaman, zaten onun baktığı yönden eserdi.

Bir gün, gecenin kadim bekçisi, zamanın tozunu kanatlarında taşıyan baykuş konuştu:

“Gece sertleşecek gibi, rüzgar geliyor” dedi.

“Yuvaları biraz daha sıkı tutmak, dalları sağlamlaştırmak iyi olur.”

Onun sesi, sıradan bir ses değildi.

Yılların tortusundan süzülmüş, çok görmüş, çok tartmış bir aklın sesiydi.

Tilki bunu duyunca birden atıldı:

“Sen kimsin ki, rüzgârın yönüne, akıbetine dair söz söylüyorsun? Sen sadece geceleri öten bir kuşsun; ormanın düzenine ayar veremezsin!”

Baykuş açıklama getirdi:

“İşaretler var, haber vermek istedim”

Tilki bir adım daha attı.

“Rüzgârı konuşmak başka, rüzgâra hükmeder gibi konuşmak başka,” dedi.

Bu cümle, baykuşa değil, yukarıdaki kayaya doğru tırmandı.

Ormanda bir uğultu yayıldı.

Sonra sesini daha da yükseltti, kayaya doğru bakarak:

“Son zamanlarda kendini hüküm verici sananların sayısı arttı.”

“Yoksa gece uçanlar, kendi aralarında bir düzen mi kuruyorlar? Dalların arasında o kadar çoğaldılar da rüzgâra yön vermeye mi yeltendiler?”

Ormandaki hayvanlar sustu:

Çünkü herkes, baykuşun ne söylediğini de,

ne söylemediğini de anlamıştı.

Çünkü tilki de gerçeği biliyordu; baykuşun sözünün bir hüküm ifade etmediğini ve aslanın iradesinin her şeyin üstünde olduğunu…

Tilki baykuşa bakarak konuşuyordu, ama sözleri kayaya doğru gidiyordu.

Çünkü bazı sözler, doğru oldukları için değil, duyulmak için yükselir.

Tilki biliyordu ki, ormanda yerini sağlam tutmanın ve yükselmenin yolu gerçeği söylemekten değil; hüküm sahibine sadakatini göstermekten geçerdi.

Gerçek yetmez; bazen şüphe gerekir.

Şüphe, gerçeğin önüne geçerse, daha güçlü görünür.

Görünmeyen bir tehdite işaret ederek, görünen bir sadakat........

© Karar