Yargı ve siyaset
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun anlattıkları, yargı bağımsızlığının yerlerde süründüğünü bilenler için bile ‘bu kadarı da olmaz’ dedirtecek nitelikteydi. Halbuki ‘bu kadarı da olmuş.’
Soyut ifadeler değildi. Olgulardan ve belgelerden bahsediyor, “olmayan rapor savcı iddianamesine girdi” diyordu.
Bizde bir iddianame sorunu vardır. Osman Kavala’yı mahkûm ettirmek için Arap Baharı’nı Sorus’un yaptırdığı gibi akla ziyan bir bilgisizlik iddianamede yer almamış mıydı?
Böyle iddianamelere eski Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de isyan etmişti:
“Savcının görevi işlenmiş bir suça suçlu bulmak değil, işlenmiş bir suçun failini ortaya çıkarmak, efsane ve anlatılanların değil maddi gerçekliğin ve hakikatin peşinden koşmaktır.” (4 Şubat 2020)
BİLİRKİŞİNİN ÖNEMİ
Şimdi, muhalefeti “silkelemek” için iddianameler yazma dönemindeyiz anlaşılan.
Kartalkaya soruşturmasında da örneğini gördük. Siyaseten hoşa gitmeyen bilirkişi raporu işleme konulmuyor, hoşa giden rapor yoksa varmış gibi iddianameye yazılıyor. Uygun görülen bilirkişi ise hemen her soruşturmada arz-ı endam edebiliyor.
İmamoğlu’nun, çeşitli soruşturmalardaki bilirkişiler hakkında anlattıkları, yargıdaki siyasallaşmanın ne boyutlara ulaştığını gösterir.
Halbuki bilirkişinin tarafsız ve teknik donanımca gerçekten uzman olması, hâkimin tarafsızlığı kadar önemlidir. Hatta bazan daha da........
© Karar
