İmralı mı, Silivri mi?
Demokrasinin yolu nereden geçer? Abdullah Öcalan’ın “Silivri’den değil, İmralı’dan geçer” diye konuştuğu yolunda haberler çıktı. Bunu, Yeni Parti’nin sürece desteği için söylemiş.
Özgür Özel mükemmel bir cevap verdi: "Ben demokrasinin yolunu cezaevlerinden değil; TBMM’den geçiririm."
Öcalan’ın sözleri 17 Ağustos’ta medyada yer almaya başlamıştı. Beş gün geçtikten sonra DEM Parti İmralı Heyeti bir açıklama yaptı. Öcalan’la görüşmelerin “notları” yayımlanırken, “bazı bölümlerde ekleme ve çıkarmalar yapılmıştı”, itibar edilmemeliydi.
Hangi bölümler çıkarılmış veya eklenmişti? Bunun cevabı yok.
Ne olursa olsun, ortada önemli bir soru var: İmralı süreci ülkede genel demokratikleşmeye katkı sağlar mı?
Şüphesiz Öcalan’ın en çok kullandığı kelimelerden biri “demokratik”tir. Demokratik Toplum, Demokratik Konfederalizm… Hatta kuruluş belgesinin 11. maddesine göre KCK, “Kürdistan Demokratik Toplum Konfederalizmi” demektir.
Nihayet, 25 Şubat 2025’teki Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı… Bugünkü çözüm sürecini Bahçeli’nin Grup Konuşması ile Öcalan’ın silah bırakmayı içeren bu çağrısı başlattı.
Fakat Demokrasi kelimesinin totaliter bir yüzü de vardır. Rousseau’nun “kuvvetler birliği” teorisinden yola çıkan “halk adına” totaliter diktatörlükler…
J.L. Talmon’ın 1979’da yayınlanan “The Origins of Totalitarian Democracy” adlı öncü eserinde tahlil edilen demokrasi........
