menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düşmanını kaybeden iktidar

40 0
24.07.2026

Siyasetin uzun soluklu rotasının duraklarından birisi de rakibin kurumlarını ve aktörlerini hukuk ya da iktidar aygıtlarıyla tasfiye etmenin mutlak bir zafer getireceği inancıdır.

Bu inanç ve getirisi bazen çalışsa da genelde tasfiyelerin bazen imha etmediği gibi diyalektik bir “yeniden doğum” da üretir. Muktedir varlığını üzerine kurduğu tarihsel rakibi ortadan kaldırmaya çalışırken, aslında farkında olmadan o rakibin sırtındaki ağır yükleri indirir, tarihsel bagajından arındırır ve nur topu gibi bir meşruiyet zeminine taşır.

Bugün Türk siyasetinde yaşanan kırılma, tam olarak bu teorik paradoksun somut bir tecellisi adeta. CHP’nin 2023 Kurultayı’na ilişkin yargı kararları, Özgür Özel’in genel başkanlığı kaybetmesi, ardından TBMM’de ana muhalefet iddiasıyla yeni bir parti kurma hamlesi göründüğü gibi salt bir iç parti mücadelesi veya kadro kavgası olarak gözükmüyor.

Görülecek ki bu gelişme, iktidarın çeyrek asırdır itinayla inşa ettiği siyasal dilin ve anti-tez hegemonyasının zeminini sarsan devasa bir tektonik kayma olacak.

Siyaset teorisinde oldukça sık karşılaştığımız “Dost-Düşman ikiliği” kavramı imdada yetişiyor. İktidarların kendi varlığını idame ettirmek ve kitlesini elde tutmak için sürekli bir ötekiye ihtiyaç duyduğunu anlatan paradoksun timsali, yani iktidarın ötekisi yüz yıllık köklü geçmişiyle “CHP” oldu.

Parti, köklü geçmişiyle iktidar için son derece kullanışlı bir kaldıraçtı. Zira CHP ismi sadece bir siyasi partiyi değil, cumhuriyet tarihinin tüm krizlerini, toplumsal hafızadaki fay hatlarını ve muhafazakâr seçmenin tarihsel travmalarını temsil eden bir semboldü.

İktidar kendi başarısızlıklarıyla hesaplaşmak yerine, siyaseti sürekli geçmişin hayaletleri üzerinden diri tutmayı tercih etti ve ne zaman sıkıntıya düşse aynı kartı oynadı. “Tek parti dönemi”, “başörtüsü yasakları”,........

© Karar