menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şairin gölgesi ve şiirin kendisi

10 0
yesterday

Edebi metinleri tartmak neden bu kadar zor? Çoğu zaman metin ile yazarı birbirinden ayırt etmek mümkün olmuyor; özellikle de söz konusu isim çok ünlü ise. Bu durum, şairler söz konusu olduğunda daha da çarpıcı bir hâl alıyor.

Kendi hayatımda oldukça erken bir dönemde fark ettiğim sarsıcı bir gerçek var: Yere göğe sığdıramadığımız pek çok ismin yazdıkları ile yaşantıları arasında ciddi bir uçurum bulunabiliyor. Yaşantısı ile yazdıkları arasında tutarlı bir çizgi olan çok az isim var.

“‘Geç kaldım’ diye gam çekme

Her varış ecele doğru.” A. Karakoç

Dizeleri arasında dolaşırken büyük bir vecd hâline kapıldığımız şairlerin, aslında bizimle aynı sokaklarda dolaşmadığını ve çoğu kez bizimle aynı havayı solumadığını fark etmek sarsıcı bir tecrübe.

Belki de bu nedenle uzun zamandır şiirleri, mısraların zihnimde kurduğu muhayyile içinde dolaşarak okumayı tercih ediyorum. Metnin çağrıştırdığı dünyada gezmek bana daha sahici geliyor. Çünkü bazen bir dize, şairin kendisinden daha uzun soluklu bir yolculuğa çıkarır bizi.

senden önce ölmek isterim.

Gidenin arkasından gelen

gideni bulacak mı zannediyorsun?” Nazım Hikmet

Bu dizeleri okuyan herkes kendi hayatından bir anlam bulabilir; fakat bu anlamların hepsi şairin niyetinden doğmak zorunda değildir.

Bu yüzden de özellikle şairlerin tarihsel anlatılarından ya da kesin yargılarından hareketle kendime bir yol haritası çıkarmaktan mümkün mertebe kaçınmaya çalışıyorum. Şiir bazen şairinin........

© Karar