Fanusun içinde: Mikro milliyetçilikler ve Türkiye
Toplumlar, ahlaki değerlerini büyük ölçüde kendi yaşam koşullarından üretirler. Kişiliğimizi yalnızca genler belirlemez; yaşam kalitesi, erişilebilen imkânlar, içine doğduğumuz ve büyüdüğümüz sosyal çevre ile teneffüs ettiğimiz kültürel atmosfer de nasıl insanlar olacağımız üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Geçmişte “coğrafya kaderdir” denirken kastedilen şey de aşağı yukarı budur.
Nitekim yaşam koşullarındaki eşitsizliklerin de toplumsal davranışları ve aidiyetleri etkilediği açıktır. TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de göreli yoksulluk oranı ,0, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunanların oranı ise ',8 düzeyindedir.
Ali Şeriati’nin İnsanın Dört Zindanı adlı eserinde belirttiği gibi, koca bir fanusun içinde yaşıyor ve dünyayı çoğu zaman farkında olmadan bu sınırlar içinden okuyoruz. Daha kişiliğimiz şekillenmeden bize dayatılan doğrular, farklı düşünme ihtimalimizin önüne engeller koyabiliyor. Kendi sosyolojik gerçekliğimizi dünyanın tek gerçekliği sanmamız biraz da bundan kaynaklanıyor.
Ülkemiz özelinde baktığımızda, çok yaygın biçimde mikro milliyetçilikler ve cemaatçilikle karşılaşıyoruz. Buna rağmen insanlara sorsanız, çok azı kendisini ırkçı olarak tanımlar. Oysa gündelik hayatın içinde hemşehricilik, memleketçilik, etnik köken, mezhep ve yerel aidiyetler üzerinden kurulan dışlayıcı sınırlar oldukça güçlü olabiliyor. Akademik çalışmalar da Türkiye’de kimlik ve aidiyetlerin tek katmanlı olmadığını; etnik, yerel ve ulusal kimliklerin iç içe geçebildiğini gösteriyor. *
Mikro milliyetçilikler bazen o kadar güçlü olabiliyor ki küçük bir köyde bile kast benzeri sosyal ayrımların oluşması için yeterli olabiliyor. Yerliler, yanaşmalar, sonradan gelenler ve benzeri pek çok alt kategori, farkında olmadan zihin haritalarımızda dolaşıyor.
Bu gerçekle ilk kez kendi köyümde karşılaştığımda çok şaşırmıştım. Yüzyılı aşkın süredir bir arada yaşanmasına, kız alınıp verilmesine rağmen son tahlilde “onlar bizden değil” denilebiliyor. Bugün yeni nesil........
