menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Af kültürü ve devletin seçici ciddiyeti üzerine

14 0
01.04.2026

Ülkemiz adeta bir “af cenneti”. Devletimiz bu konuda alicenaplığını sık sık gösteriyor; ancak bu alicenaplıktan nedense toplumun geneli değil, çoğunlukla belli bir azınlık faydalanıyor.

Sıradan vatandaş, devlete karşı yükümlülüklerini zamanında yerine getirdiği ve kanunlara uyduğu hâlde çoğu zaman bunun karşılığını göremezken, bazı kişi ve şirketlerin bu konulardaki sicilinin oldukça kabarık olduğu biliniyor. Örneğin Türkiye’de kredi kartı kullanımının ve bireysel borçlanmanın son yıllarda hızla arttığı hem Merkez Bankası hem de bankacılık sektörü verilerine yansımış durumda. Bankacılık sisteminde bireysel kredi kullanan kişi sayısının 40 milyonun üzerine çıkması ve kredi hacmindeki hızlı artış, borç sarmalının artık geniş bir toplumsal kesimi etkilediğini gösteriyor. Buna rağmen halkın ezici çoğunluğu borcuna sadık. Ancak basına geçmiş yıllarda da yansıdığı üzere yaklaşık 40–50 bin kişilik bir kesim var ki borç alıp ödememeyi adeta alışkanlık hâline getirmiş durumda. Af ve yapılandırma gibi düzenlemelerden de en çok bu kesim faydalanıyor.

Mahkûmlara yönelik infaz düzenlemeleri çıkarılıyor, cezaevleri boşaltılıyor. Ancak özellikle hırsızlık, dolandırıcılık, gasp, darp, yaralama ve öldürme gibi suçlardan hüküm giyenlerin önemli bir bölümünün kısa süre içinde yeniden suç işleyerek cezaevine döndüğüne ilişkin pek çok rapor kamuoyuna yansımış durumda.

Vergi afları açısından tablo çok farklı değil. Türkiye’de bazı büyük şirketlerin bu konuda başı çektiği sık sık dile getirilen bir gerçeklik. Devasa şirketler çeşitli teşvik ve istisnalar sayesinde devlete neredeyse sıfıra yakın vergi öderken, küçük işletmeler ve sıradan vatandaş vergisini günü gününe ödemek zorunda kalıyor. İşin ilginci, birkaç kuruşluk alacağı için şahin kesilen kurumlarımız, milyonlarca hatta milyarları bulan........

© Karar