menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mütevazılığın fazlası

36 0
30.03.2026

Mütevazılık, günlük dilde “alçakgönüllülük” olarak bilinir.

Mütevazı liderler; hata yaptığını ya da bir konuyu bilmediğini kabul etme cesareti, başarıyı tek başına sahiplenmeme ve başkalarının katkılarını takdir etme özellikleriyle öne çıkar.

Araştırmalar, mütevazı liderlerin ekip içinde bağlılığı, güveni ve iş birliğini güçlendirdiğini gösteriyor (1).

Bu yönüyle mütevazılık, neredeyse bütün kültürlerde övgüyle anılan bir erdemdir.

Kendini geri çekmek, öne çıkmamak, başkasını yüceltmek… Bunların her biri insanı “iyi” yapan özellikler arasında sayılır.

Ancak her erdem gibi mütevazılık da ölçüsünü kaybettiğinde ve yanlış yerde konumlandığında, erdem olmaktan çıkıp maliyete dönüşebilir.

“Her şeyin fazlası zarar” sözü, alçakgönüllülük için de geçerlidir.

"Fazla tevazu kibirdendir" ve İbni Haldun’a atfedilen “fazla tevazunun sonu, vasattan nasihat dinlemektir” sözleri bu tehlikeye işaret eder.

Peki, mütevazılık hangi durumlarda fayda üretmekten çıkıp zarar üretmeye başlar?

Kararsızlık algısı üreten mütevazılık

Karar alma süreçlerini demokratikleştirme niyetiyle liderin sürekli geri çekilmesi, zamanla farklı bir algıya yol açabilir:

Kararsızlık, özgüven eksikliği veya stratejik yön eksikliği…

Oysa liderlik, sadece dinlemek değil, gerektiğinde karar vermek ve o kararın arkasında durabilmektir.

Bu sebeple sağlıklı yapılarda:

· Kimin hangi konuda söz sahibi olduğu,

· Kararın kim tarafından ve hangi aşamada alınacağı,

· Uzlaşının zorunlu olup olmadığı

net biçimde tanımlanır.

Aksi halde........

© Karar