Savaşın dışında kalmak
Rusya’nın Ukrayna işgali ve İsrail’in tüm bölgeyi ateşe atan kontrolsüz saldırganlığı ile Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’un iki gün önce Chatham House’de dediği gibi istisnai bir barış devresi kapandı. Stubb’un İngiltere’nin AB’den ayrılmasını “ayağa sıkmak bile değil, hiç gerek yok iken bacağı kesip atmak” olarak tarif etmesi ve Avrupa için yeni esnek stratejiler teklif etmesi Londra’da daha uzun süre konuşulacak. Ancak Finlandiya Cumhurbaşkanı’nın istisnai barış dönemi tarifi Türkiye için elli değil yüz yıllık bir döneme işaret ediyor.
Avrupa’nın Birinci dünya Savaşından Soğuk Savaş sonrası dönemin bitimine kadar tarihlendirilen barış dönemi kıta için kalkınma ve refah devleti ile ayrıcalıklı bir yere sahip. Türkiye ise çok daha uzun süre, 1923’ten bugüne kadar bir asır boyunca genel fotoğrafı değiştirmeyen istisnai çatışmalar dışında güvenlik ve barış içerisinde yaşadı. Topraklarında bir savaş görmedi. Bunun sonucunda Avrupa’daki gibi ne kalkınmış bir ekonomiye ne tabana yayılan refaha ne de güçlü bir demokrasi ve hukuk devletine sahip olabildi. Ama bu eksikler devlet ölçeğinde savaş görmemiş olmanın kıymetini yok saymaya yetmiyor.
İsrail-ABD koalisyonu ile İran arasındaki çatışma İkinci Dünya Savaşından bu yana Türkiye’nin kendisini savaşa en yakın hissettiği örneği oluşturuyor. O zaman da Türkiye’nin çevresindeki birçok ülke, ittifak kurduğu aktörler büyük bir çatışmanın içesinde idi ve hem taraflarla ilişkileri korumak hem........
