menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO Ankara’ya gelirken

22 0
04.07.2026

NATO gibi İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin temel taşıyıcılarından biri olan kurumların değişen koşullarla kendisine yeni rol araması kaçınılmaz. Dünyanın en önemli ve güçlü kolektif savunma örgütü de uzun zamandır kendini yenileme ve tekrar tanımlama çabasında. Haftaya Salı ve Çarşamba günleri Ankara’da düzenlenecek zirveyi tarihi olarak tanımlamadan önce eski “tarihi” zirveleri hatırlamakta fayda var.

1990’da Londra zirvesi Soğuk Savaş sonrasındaki dönüşümün ve NATO’nun ilk büyük değişiminin tartışıldığı zirve idi. 1997’de NATO’nun ilk genişleme kararı alındı ve Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ittifaka dahil oldu. Yeni NATO’dan bahsetmenin ilk eşiğinin geçildiği zirveydi. Şüphesiz 1999’da Washington’da üstelik ittifakın en önemli kurucu ülkesinin başkenti Washington’daki “50. Yıl Zirvesi”, “alan dışı” operasyonların NATO doktrininin parçası haline geldiği kritik bir toplantıydı. 2022’de Madrid’de Rusya “en önemli ve doğrudan tehdit” olarak tanımlandı. Dolayısıyla tarihi zirve sıkıntısı yok NATO’nun.

Bununla birlikte Ankara’da gerçekleşecek toplantının önemli bir zamanda gerçekleştiği de bir vakıa. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın NATO 3.0 olarak tanımladığı büyük güç rekabetine uyum sağlamayı hedefleyen yeni dönemin başlangıcı olarak bu toplantının taşıdığı önemi teslim etmek gerek. NATO en büyük güç olan ABD’nin kendisini geri çektiği, Avrupa ülkelerinin ucuz savunma şemsiyesinden mahrum kaldıklarını nihayet anladıkları ve külfet paylaşımının daha adil olması gerektiğinin kabul edildiği bir “yeniden tanımlama” kavşağında. Avrupa’nın yeniden silahlanmasının modalitelerinin, Rusya ve Çin eksenli yeni güvenlik mimarisinin tanımlanması gerekiyor. Mesele Washington’un önceliklendirmesindeki büyük ölçüde haklı ve anlaşılabilir........

© Karar