menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Neyi biliyorum ya da yüz altmış çocuk öldürdü Amerika!

45 0
14.03.2026

Yüz altmış çocuk öldürdü İran’da Amerikalılar. Binlercesini de Gazze’de soykırımcı İsrail devleti işledi. Yarın nerede ve hangi çocuk bahçesinin havaya uçurulacağı belli değil. Bunlar olmamış ve olmuyormuş gibi her yandan bir patırtı kütürtü almış başını gidiyor. Zaman dedikleri şey yağlı bir çıra misali tutuşmuş isi göğe yükseliyor. Bir an şöyle soluklanacak, sakince dinlenip nefes alıp verecek bir köşe arasam nafile. Herkes, herkesten önce sadece köşeleri değil nefesleri, sesleri, niyetleri tutmuş. Öylesine ben haklıyım en doğru olan benim iddiası var ki ortalıkta kişinin kendisinden şüpheye düşmemesi mümkün değil. Nasıl bu hale geldi yeryüzünün her yanı? Pazara gitsen, çarşıya insen, markete uğrasan portakalların üzerinde bir yığın ses ve göz izi. İnsan yüzleri kırılmış cevizlere benziyor. Her şey pahalı lakin hemen her nesnenin sahibi var. Leke leke mülkiyetçilik. Ezilmiş marul yaprağına benziyor sokağın çehresi. Kahve içip biraz vakit geçirmek isteyeceğin mekanda bile bir başına sessiz kalman mümkün değil. Oturur oturmaz gülümsemesi eğitimli, önünde siyah önlük, elinde fişle bir garson beliriveriyor. ‘Ne arzu ederdiniz?’ Bazısı da ‘ne alırsınız’ diye soruyor? Sanki almak ile arzulamak aynı şey. Ah şu Fransızca. Prendre mıydı? Öyle ya madem oraya girdiniz mutlaka bir şey almalısınız bedeli karşılığında. Yoksa bu çark nasıl döner, hayat nasıl işleyip gider? Sen durmadan bir şey arayacak, soracak, alacak, arzulayacak, özleyecek, isteyeceksin ki teker durmasın, feleğin çarkına........

© Karar