Dişi kulak erkek koku mu?
Kulağı tetiktedir kadının. Dünyanın bütün duyargaları daima açık, olacaklara ayarlanmıştır sanki. Hangi kadının diye sorulursa anneden aşık kadına, genç kızdan çocuğa kadar tüm dişilere gidebilirsiniz. Antropoloji çokça işe yarar kadını düşünürken. İnsanın geçmişine dair söylenenler hayal ile gerçek arasında gidip gelirler. En eski
çağlarda av için erkeğinin eve dönüşünü bekleyen ve bu sebeple kulağını bir anten gibi kullanan dişe kime inandırıcı gelmez? Nice kadın görülmüştür ki askere gönderdiği oğlunun ayak sesini gurbete giden erkeğinin kapı vuruşunu bekleyip durmuştur kulağını bir teyakkuz varlığına dönüştürerek. Kız çocukları halâ dört gözle ve tetikte beklerler babalarının kapı ziline basmasını. Bedenin hafızası kaslara kadar yayılıp dokulaşırken genetiğin kodları onca araştırmaya rağmen yine de tam çözülemez. Derdim kadını, dişiyi düşünürken anne ve babayı da birbirinden koparmak değil. Oluş içinde oluş saydığımız hayatta farkında olmadan yaptığımız nice davranışın, söylediğimizin nice sözün göz seğirmesi benzeri reflekslerimizin sebepsiz olmayacağını dile dökmektir. Zihnimiz ve hafızamız birden kabardığında beklenmedik bir kıvılcımla aydınlandığında, annemizin ses babamızın koku oluvermesi de sebepsiz değildir. Anne daha ninniyle beraber sesi çocuğun ruhuna doldurur. Baba desen ter kokusundan traş kolonyasına değin hayata bulanmış nice izle doludur.
Portekiz’in geleneksel ‘fado’ şarkılarını dinlerken daha çok kadın sesi öne çıkar mesela. Fado, erkeğinin zorlu denizden sağ salim dönüşünü bekleyen dişinin kederli/ kaderli içlenişidir. Sanırım fadonun kaderle de dilsel bir bağı var. Ya bizdeki ağıtlar öyle değil mi? Ses........
