İnsanlık kazanımlarını yitirirken...
Benim kuşağım hayata lambalı radyo ile başladı; ardından buzdolabı ve çamaşır makinesi geldi, 40 yıl kadar önce de evine bilgisayar girdi. Şimdi akıllı telefonlarımız, yapay zekalarımız, çoğu gereksiz elektronik aletlerimiz var. Biyolojik olarak biraz daha sabredebilirsek yakında insansı robotlarımız, şoförsüz arabalarımız, bakkala alışverişe giden hava araçlarımız olacak.
Ama belli ki teknolojinin gelişimine, insana karşı duruşuna ve eş zamanlı olarak ona yardımcı oluşuna; binlerce yıldır zar zor gelişen hümanizm, insan hakları, demokrasi ve özellikle de insancıl hukuk ayak uyduramayacak. Yaşam standartlarımız sürekli gelişirken yaşam bilincimiz gerileyecek, insan olmamız nedeniyle sahip olduğumuz varsayılan onurumuz önemsizleşecek; adalet ve hakkaniyet gibi kavramlar değersizleşecek.
Bunu ben en bariz şekilde insancıl hukuk alanında görüyorum. Giderek daha çok ülke sivil-asker ayrımını önemsemiyor, “tali hasar” kavramına sığınmak ihtiyacı dahi hissetmiyor. Ukrayna plajdaki sivilleri bilinçli bir şekilde hedef alabiliyor. Amerika, İran’ın okullarını vurabiliyor. İsrailli yetkililer hiç çekinmeden soykırım anlamına gelecek eylemleri tertip ve teşvik ediyor.
Tüm bunlara engel olsun diye........
