İnsan hakları Kur’an’da garanti altına alınmışsa pozitif hukuka ne ihtiyaç var ki…
İnsan hakları kavramı, özü itibariyle İslami hukukta da pozitif hukukta da garanti altına alınmıştır.
Her ne kadar modern dünyada “insan hakları” kavramı, Batı düşüncesi tarafından üretilerek ülkelerin iç hukukuna ve uluslararası sözleşmelere taşınmış olsa da uygulamada farklılıklar olmakla birlikte, esas itibariyle gerek İslami hukukta gerekse pozitif hukukta “kul hakkı”, “insan hakkı” temel haklardandır. Tabii hukuka göre de insan, bu en temel haklarla dünyaya gelir.
Farklı toplumlarda, farklı kültürlerde adı değişik olabilir ama özü itibariyle ahlakın olduğu bütün toplumlarda “temel insan hakları” hep var olmuştur ve insanlık tarihi kadar da eskidir.
Hal böyleyken, Müslüman toplumların neden bir hukuk sistemi oluşturamadıkları tartışılmalıdır.
Biliyoruz ki gerek ilahi kelamda gerekse Hz. Peygamberin sünnetinde “kul hakları” her zaman ön planda tutulmuş ve bu haklar o günün şartlarında ahlaki bir temele kavuşturulmuştur.
Ama ne yazık ki bu temel ilkeler, zamanın ve değişen şartların diliyle yeniden üretilemediği için, toplumun sorunlarına çözüm üretme kabiliyeti olan bir hukuk sistemi inşa edilememiştir.
Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı’nın bu konudaki şu tespitinin altını özellikle çözmek gerekiyor: “Müslüman ulemanın ve yönetimlerin İslam kaynaklarında var olan bu ilkelerden bir ahlak düşüncesi, hukuk düzenlemesi ve normları üretip........
