Biraz fütürizm
Çocuklar ve gençlerin zevk için okunan kitaba ayırdıkları zaman düşüyormuş. PEW şirketinin ABD’de yaptığı araştırma bunu gösteriyor… Yüzde kırk azalma! Peki bu kayıp zaman nereye gidecek?
Ben daha özel bir soruya cevap arıyorum. Zevk için okunan kitaplardan önemli bir bölümü romanlardır. Roman okuma azalacaksa, romanın yerine ne geçer? Bir şey geçer mi? Geçen yazımda, böyle soruları cevaplarken araca değil amaca, işleve bakın demiştim. Roman, hangi ihtiyacı karşılar? Roman okumanın işlevi, amacı nedir?
Roman bizi, yazarın kurduğu alır götürür. O dünyanın çevresiyle, o dünyanın insanlarıyla tanıştırır, içli- dışlı yapar. Bizi orada yaşatır. Tayyi mekân, tayyi zaman ve en zoru, tayyi insan yeteneğine sahiptir usta romancı. Kendisi bunu yapmakla kalmaz, okuyucusuna da mekân, zaman değiştirir ve onu karakterlerin ruhunda, duygularında, tecrübelerinde gezdirir. Okuyucu da romancının yarattığı dünyanın içine girer.
Hikâye, deneme gibi daha kısa formlarda bu içine alma hâli yoktur. Hikâyeye dışardan bir gözlemci olarak bakarsınız. Bak neler olmuş, bak neler hissetmişler, diye… Yalnız romanda, başka bir dünyanın içine girersiniz. Demek roman okuyucusunun da istediği budur. Romanın karşıladığı ihtiyaç budur. Romanın işlevi, amacı budur. Roman bu hâli sağlamak için kullanılan bir araçtır.
O halde şimdi sorumuzu tekrar edebiliriz: Böyle bir dünya değişikliği sunan başka hangi araç var? Yeni ortamlardan hangisi bizi çevremizden, zamanımızdan alıp başka insanların yaşadığı bir dünyaya götürüyor; onların hissettirdiklerini hissettiriyor, yaşadıklarını yaşatıyor? Kanaatimce bunu başarmaya en çok yaklaşan tür sinemadır. Video........
