Yerli ve milli füzelerimiz nerede?
Biden döneminden bu yana “ABD ile ilişkileri düzeltme” hamlelerinde masaya getirilen pazarlık konularının en önemlisi hep S-400’ler meselesi oldu. (Yine öylesi bir görüşmenin gündemde olduğu bir sırada, “İyi ki almışız Ruslardan bu füzeleri. Başka yerde işimize yaramasa da hiç değilse Amerikalı dostlarımızla görüşmemize vesile oluyor” diye şaka yapmıştım hatta!)
Arşive baktım, beş yıl olmuş. Rusya’dan aldığımız S-400 füzeleri hakkında “Bunca zamandır sorup bir türlü cevabını alamadığımız sorular hâlâ orta yerde duruyor” diye yazmışım… Beş yıl sonra o sorular hâlâ orta yerde: “Rus füzelerini kullanacak mıyız, depoda mı saklayacağız yoksa iade mi edeceğiz? Daha da önemlisi niye aldık bu füze sistemini? NATO üyesi bir ülke olarak rakip savunma paktının gerekleri için üretilmiş bir silah sistemini ihtiyaç olduğunda gerçekten kullanabilir miyiz? Yani Rusya ile olmasa bile Rusya’nın müttefiki olan bir ülke ile bozuştuğumuzda bu sistem çalıştırılabilecek mi? Çalıştırılmayacaksa ne işimize yarayacak? Ortağı olduğumuz savunma paktına karşı mı kullanacağız? Bu mümkün mü?”
Öte yandan, iktidar sözcüleri S-400 alma konusunu içeriye “Amerika’yı dize getirdik” falan diye izah ederlerken, dışarıya karşı ise “Aslında biz ABD’den Patriot almak istedik ama onlar fazla fiyat verdiler ve teknoloji transferine yanaşmadılar, biz de Ruslardan almak zorunda kaldık” diyorlar. Oysa üçüncü bir ülke Rusya’dan daha düşük bir fiyat teklif etmişti ama onlardan da almadık. Demek ki mesele ucuzluk değildi. Ayrıca Ruslar da teknoloji transferini kabul etmediler. Demek ki mesele bu da değildi.
“Mesele”nin tam olarak ne olduğu hâlâ bilinmiyor… Ancak geçtiğimiz günlerde gördük ki “Tahran’ın........
