İmparatora dokunabilir misin?
"Krallar imparatorluklar için savaşır, deliler ise alkışlar için."
Peki, yaşadığımız bu toplumda ne yapalım? Kral olmak için savaş meydanına mı çıkalım, yoksa deli olup sadece alkış almanın peşinden mi koşalım?
24 yıl aradan sonra katıldığımız Dünya Kupası’na giderken yine o bildik reflekslerle doluyduk: "Vatan, millet, Sakarya...
Futbol aslında çok basittir; zor olan ise o basit oyunu oynayabilmek. İşte biz toplum olarak tam da bu noktada çuvallıyoruz: "Basit" kavramını bir türlü çözemedik, anlayamadık.
Saha içini keyifli, izlenesi bir hale getirmeyi beceremedik. Kaybedenin kazananı içtenlikle tebrik ettiği, alkışladığı o medeni atmosferi bu topraklarda gösteremedik.
Neden mi? Çünkü yıllardır her maça, her turnuvaya bir spor müsabakası gibi değil, adeta bir "savaş" mantığıyla hazırlanmanız.
Oysa Dünya Kupası; dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin insanların bir araya geldiği, muazzam kültürel birleşme ortamıdır. Bakıyorsunuz; Japon’u ile Hollandalı’sı kol kola girip stada yürüyor. 150 bin nüfuslu bir ada takımı yedi gol yiyip, karşılığında sadece tek bir gol atınca bayram ediyor. Yıllarca savaştığı ülkenin topraklarına korumasız, güvencesiz ve her türlü tehlikeyi göze alarak gelen bir takım gol atınca, sevinç çığlıklarına teslim oluyor.
Peki ya biz ne........
