menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yangının ortasında…

39 0
13.03.2026

Yanmakta olan bir evin içinde elinde bir bidon benzinle ip atlayan delilere benziyoruz. Kendi felaketimizi hazırlar gibiyiz…

Dünyanın bu kaotik döneminde biz kendimizi güçlendireceğimize kendimizi çürütüyoruz. Bu çürümenin temelinde tabii hukuku boğup öldürmemiz yatıyor.

Hukuksuz bir devlet, kendi milleti için en büyük tehlikedir. Hukuksuzluk, toplumun boğazına geçmiş bir kement gibi yok oluşun eşiğinde tutar milleti. Bunu fark etmemek, kurtulma içgüdüsünün de yitirildiğinin işaretidir.

15 Temmuz’dan beri bu tehlike gittikçe büyüyor.

En son İBB duruşmasında hukuksuzluğun boyutlarını gördük.

Mahkeme salonları yüzleşme yeridir, kusurlar varsa gözler önüne serilir. Devletin niteliği hukuk devleti ise kusursuz bir yargılama olur ve o salondan çıkacak karar toplumda adalet duygusunu güçlendirir, yargıya güveni artırır.

Yaşananlara topluca baktığımızda görüyoruz ki yargıdan siyaset kurumuna kadar topluca çürümekte olan Türkiye’nin kurtulabilmesi için tepeden tırnağa yeniden inşaya ihtiyacı var.

İktidar yarışında bu inşanın öncülüğünü üstlenen bir tutum almak, daha çabuk iktidar olmanın da sihirli anahtarı olabilir. Bu da ciddi bir program, güven veren bir kararlılık ve herkesi kapsayacak bir hukukun savunuculuğu ile gerçekleşebilir.

Bunun için de iktidarın “dilinden” başka bir dil bulmak gerekir. Sadece kendin için değil, haksızlığa uğrayan herkes için hukuk istemek gerekir. Hatta, 15 Temmuz’dan sonra hukuk boğulurken niye alkışladığını sorgulayıp,........

© Karar