menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hadi, biraz daha cesaret

329 0
11.10.2026

Epey bir zamandır herkes işin farkında. Parti nerede ise rant mekanizmasına dönüşmüş. Yola çıkış ideallerini hatırlatanlar, “muhalif” görülmeye başlanmış. O sebeple hareketin kendi kendini restore etme imkânı da zorlaşmış.

Ancak “hatırlı” ya da “cesaret sahibi” kişiler, o da “Reis’ten referansla” bir şeyler söyleyebilir hale gelmiş.

Bu noktada Bilâl Erdoğan önemli bir figür. Cumhurbaşkanı’nın mahdumu. Oğlu. Bu hüviyetiyle İlim Yayma Vakfı, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı dahil muhafazakâr camiadaki birçok kuruluşun başkanı. Milli İrade Platformu onun çevresinde hareket ediyor. TÜGVA, TÜRGEV hakeza…

Bilâl Bey’in bir bakıma hem islâmî camianın nabzını tuttuğu, hem partinin toplumsal zeminini gözlediği söylenebilir.

O bir gün şöyle bir cümle kurdu:

“Yeniden bu toplumda ‘Dindar olan insan iyidir’ yargısını güçlendirmek zorundayız. İyiliklerin kaynağının dindar insanlardan geldiğini topluma yerleştirmeliyiz.”

Şöyle bir “mizan bozulması”ndan hareketle bu cümleyi kurmuş olmalıydı:

“Mizanın bozulduğu büyük alan, servet ve tüketimle kurduğumuz ilişkidir. Aynı şehirde bir insan hangi lüks otomobili alacağını düşünürken, birkaç sokak ötede başka bir insan hangi temel ihtiyacından vazgeçeceğini hesaplıyor olabiliyor. Kur’an serveti reddetmiyor... Fakat imkân mizandan koptuğunda kriz büyüyor; güç zulme, servet tahakküme dönüşüyor.”

Bilâl Bey, ülkeyi 24 yıldır, başında Tayyip Bey’in bulunduğu bir kadronun yönettiğini elbette biliyor ve sonuçların da bu 24 yılın sonunda böyle olduğunu görüyor.

Bir sancı var, besbelli. Üstelik geniş kitlelerde “Dindar insanın iyiliği”ne dair bir aşınmışlık gerçeği var. İster siyaset penceresinden bakılsın isterse, sırf bu ülkenin Müslüman karakterinin korunması........

© Karar