menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yanlışı görmenin ve dönmenin erdemini arıyoruz

33 0
26.02.2026

Başkanlık sistemi sistemsizlik değildir. Kontrolsüzlük değildir. Sorumsuzluk hiç değildir. Demokratik bir ülkede sistemin adı ne olursa olsun denge denetim mekanizmaları işler. Rejimin Cumhuriyet veya Meşrutiyet olmasıyla da alakası yoktur, işler.

Bizdeki abartılara bakmayınız, rejimler araçtır. Hiçbir sisteme kutsallık izâfe edilemez. Avrupa’nın yarısı Meşrûtî krallık, yarısı Cumhuriyet’tir. Demokratik idarelerdir ve krallarının yönetim yetkisi yoktur. Krallar ve hanedanları yüksek saygıyla kabul edilir. Gerekmedikçe görünmezler. İngiltere hanedanının Meşrûtî demokrasiler içinde durumu özeldir ve dünyaca bilinir.

Osmanlı Türkiyesinde Meşrutiyet’e geçişle padişahların icra yetkisi büyük ölçüde hükûmetlere devredilmişti. Cumhuriyet’te, özellikle çok partili dönemden itibaren Cumhurbaşkanlarımız benzer şekilde sembolik ve temsilî değerde konumlandırıldı. 1983 Anayasasıyla yetkileri artan bir Cumhurbaşkanı bunun için yadırganmıştır.

Her anayasa değişikliği gündeme geldiğinde Cumhurbaşkanı yetkilerinin tırpanlanması konuşuldu. Ak Parti, darbe ürünü diyerek nefrete yakın bir dille en çok eleştirendi. 2014’te Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca iş değişti. Makama o oturunca ihtilâlcilerin verdiği yetkiler de yetmedi ve Anayasa’nın “tarafsız” hükmüne rağmen “partili” davranmayı seçti.

Cumhurbaşkanlarının Anayasa’ya uymayacağı öngörülemez bir işti. Uyarılar fayda etmedi ve ne yapılacağı da bilinemedi. Devlet Bahçeli’nin “fiilî durum”u meşrulaştıralım demesiyle 2017 referandumunu yaparak partili Cumhurbaşkanlığına adım attık. “Fiilî durum”lar yine bitmedi. Normal rejimlerde rastlanmayacak işlerden sonra bu sefer “fiilî durum”ları normalleştirdik.

Burada kalmazdı,........

© Karar