menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var

41 0
26.03.2026

Türk diplomatları için Monşer tabiri zaman zaman kullanılırdı. İlk kullanılışı Tanzimat değişimleriyle gelen yenileşmeye karşı çıkanların toplu hücumlarının parçasıdır.

İmparatorluğumuz çatırdarken, dünyanın gidişine ayak uydurabilmek için giriştiğimiz reformların temelinde ona göre insan yetiştirme vardır. Hâriciyemiz baştan ayağa yenilenmiştir. Büyük insanlar yetişmiştir. Yüksek başarılar elde edilmiştir. Osmanlı Türkiyesi, Alman birliğini sağlayan Bismarck’ın zirveleştirdiği diplomasi çağında diplomasisiyle öne çıkan bir ülkedir. Osmanlı Türkiyesinin son büyük adamları, sadrazamları (başbakanları) batı başkentlerinde büyükelçilik eden Büyük Reşid Paşa, Keçecizade Fuad Paşa ve Mehmed Emin Âlî Paşa’lardır. Onlar da monşerlerimizdi.

YENİLEŞME DEVLET PROJESİDİR

Tanzimat’ın mimarı Büyük Reşid Paşa’dır. 2. Mahmud’un onayıyla hazırlamıştır. Onun vefatı üzerine Abdülmecid imzalamıştır. Sonra gelen bütün padişahlarımız, Abdülaziz de, 2. Abdülhamid de, 4. Mehmed Reşad da, 5. Mehmed Vahideddin de aynı programı devam ettirmişlerdir. Merkezde eğitim öğretim(maârif) hayatını düzenleme vardır. Eğitim öğretimde mollalar egemendir. Direnmişlerdir. Devlet projesine karşı yoğun propaganda sırasında Monşer tabiri de zamanla kolay yayılmıştır. Cumhuriyet’in tamamladığı reformları hazırlayan Tanzimat ve devamı Meşrutiyet bu şartlar altında gelmiştir.

Bu vesileyle hatırlatalım: Padişahlar içinde batıcılık bakımından en çok hücuma uğrayanın 2. Abdülhamid olduğunu bugünün monşer dalgacıları bilmezler. Despotluğunu konuşuyoruz. Bu tarafı daha önemlidir. En fazla batılı manada okul açan odur. Teknik elemanları, sosyal alanın uzmanlarını, öğretmenleri yetiştiren mektepleri açan, monşerleri yetiştiren........

© Karar