BABA TANRIDIR ÇOCUKLARIN GÖZÜNDE!
“Kahraman, güvenli bir sığınak, dış dünyaya karşı koruyucu, her sorunu çözen, yaşamın gerçekliğini, doğruyu, yanlışı, iyiyi güzeli öğreten, dünyanın en akıllı ve güçlü insanı, her zorluğun üstesinden gelen” bir varlıktır./ Allah bile, küçük çocuklara “Allah baba” diye tanımlanır. / Baba, ataerkil aile toplum düzeninin tanrısıdır. Avcı-toplayıcı toplumdan “tohumun evcilleştirilmesine geçişle” toprak kutsallaştı, toprağı ele geçiren erkek kutsallaştı. Evrensel olduğunu iddia eden tüm dinlerin Tanrı’sı da erkekleşti. Tanrıçalar, kıraliçeler dönemi bitti. Kadın “insan” olmaktan çıkarıldı, erkeğin “kölesi, oyuncağı” yapıldı.
Binlerce yıldan buyana dünyaya gelen çocuklar kristalize edilmiş bu duygu ve düşüncelerle, bu tabu ortamında büyüdüler. Babadan başka bir güç, bir güzellik, bir koruyucu, huzur ve güven veren birini görmediği, tanımadığı için babasını “tanrı” gibi görür, inanır. Anne, babanın emrinde tüm “insani” değerlerini yitirmiş, babanın ve çocukların kölesi olmuştur; cinselliğe hapsolunmuştur.
Doğrudur, eksiksizdir, yanlışlık yapmaz, asla suçlu olmaz; kim ne söylerse “babaya iftira atmış olur.” Dinlerin kabul ettiği “erkek ruhtur, ruh tanrıdır”; “kadın bedendir, beden seks; seks ise günahtır” inancıyla günümüze gelinmiştir. Erkeğin yaptığı her yanlışlık haktır ve bağışlanır, kadınsa asla… Bunu bilerek, öğrenerek yetişen çocuk elbette babası gibi olacak, kadına şiddeti, aldatmayı, kandırmayı, yalanı-nasıl olsa köledir-kendinde bir hak olarak görecektir. Ve kadın da köleliğe “Tanrısal bir emir, kader yazgısı” diye boyun eğecektir…
Toplum içerisinde yaşayan insan, ilişkilerin, ahlaki kuralların, yasakların, zorunlu ihtiyaçların baskılarıyla, dini sorumlulukların, gelenek ve göreneklerin, korkuların, istek ve arzuların yanıltıcı itici gücü ve baskılarıyla kimi zaman istemeyerek, kimi zaman da isteyerek olsa........
