menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uğur Mumcuları Anarken Unutulan Sorumluluklar!

29 1
28.01.2026

Geçen yıl tam da bu günlerde ve daha önce de kimi yazılarımda sıklıkla dile getirmeye çalıştığım bir konu; hala çok güncel ve sıcak. İçinde bulunduğumuz “Adalet ve Demokrasi Haftası” diye adlandırılan anma, sevgi-saygı, bilinç tazeleme haftası… Sevgili Uğur Mumcu’nun katledildiği 24 Ocak 1993 tarihiyle ADD Kurucu Başkanı Muammer Aksoy’un 31 Ocak 1990’da katledilişinin birlikte anılarak değerlendirildiği dayanışma ve savaşım kararlılığını pekiştirildiği daha doğrusu pekiştirilmeye çalışıldığı hafta.

Sadece bu haftayla sınırlı olmayan bir haykırış aslında, yurdumuzun dört bir yanından yükselen sevgi-saygı selinin yanında Cumhuriyet ve devrimleri sahipleniş… Artık sahiplenmekten, savunmaktan öteye bir boyuta ulaşan temel/stratejik bir sorunsal. “Ya Cumhuriyet ve devrimler ya da karşı devrimin öncülük ettiği 2. Cumhuriyet” diye keskinleşen bir yol ayrımı! Bu saptamayı çok “radikal” / köktenci bulup hayıflanan dostların olduğunu biliyorum. Buna karşın, öfke ve kin kusan radikal cumhuriyet ve devrim düşmanlarının varlığını ve epey yol aldıklarını da onlara anımsatmak bir görevdir diye düşünüyorum.

Siyasi tarihimiz, özellikle Cumhuriyet Dönemi, devrimlerle/devrimcilerle karşıdevrimciler arasındaki savaşım biçiminde geçmiştir. Kimi zaman sertleşen, kimi zaman gizlenip yeraltına inen, fırsat bekleyen; ılımlı görünümle “demokratik siyaset” te boy gösteren Cumhuriyet ve devrim karşıtlığı epeyce yol almış, günümüzde dış düşman/emperyal çevrelerle “uyum” içinde senaryoyu epey ilerletmiş durumda. Devrimin karşısında her tür görünümlerle tarihsel rolünü, “fıtratını” göstermiş, kin ve öfkesiyle........

© Karadeniz'de sonnokta