menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çokdilli haberciliğin zorlukları: Çeviri araçlarından editör deneyimlerine

5 0
03.03.2025

Çokdilli yayıncılık son olarak Sözcü TV’deki Kürtçe sansürüyle gündeme geldi. Peki birden fazla dilde habercilik yapmanın zorlukları neler? Gazete Duvar, Bianet ve Medyascope‘un editörleriyle; yapay zekâ araçlarından teknik altyapıya, farklı dillerdeki hassasiyetlerden editöryel kararlara uzanan pek çok alandaki sorunu nasıl çözdüklerini konuştuk.

Yerel gazetelerin ardından gazetecilik serüvenim Ankara’da, Kürtçe-Türkçe yayın yapan haftalık BasHaber‘de başladı. Irak Kürdistan Bölgesi merkezli bir platformun Türkiye ayağı olan gazete, ilginç bir formata sahipti: Bir yüzü Kürtçe, diğer yüzü Türkçe. Bu format bazen tuhaf anlara sebep oluyordu. Mesela bir gün otobüste Kürtçe sayfaları okurken, karşımda oturan yolcuların gülüşmelerine tanık oldum, gazeteyi ters tuttuğumu sanıyorlardı.

K24‘teki editörlük günlerimde çokdilli yayıncılığın teknik zorluklarıyla daha yakından tanıştım. TV servisinde Kürtçe bilmeyen bir meslektaşıma çeviri konusunda yardımcı oluyordum. Bir keresinde bana, “Çeviri için teşekkürler ama yanlış yazmışsın” dedi. Nasıl anladığını sorduğumda aldığım yanıt beni hem güldürdü hem düşündürdü: “Google Translate ile kontrol ettim.”

Bu basit diyalog, aslında çokdilli dijital medyanın can alıcı bir sorununa işaret ediyordu: Google Çeviri (Translate) özellikle Soranî lehçesinde büyük hatalar yapıyor ve metni bağlamından koparıyor. Maalesef birçok dijital medya kuruluşu bu teknolojiyi kullanmak zorunda kalıyor ve ortaya ciddi çeviri hataları çıkıyor.

Hassasiyetler ve teknik zorluklar

İki dilli içerik üretmenin bir başka boyutu da farklı coğrafyalardaki okur hassasiyetleri. Kurmancî lehçesiyle yayın yaparken sadece Türkiye’deki değil, Irak Kürdistan Bölgesi ve Suriye’deki okurları da düşünmek gerekiyordu. Her bölgenin kendi bağlamı, kendi dil tercihleri var. Bir yerde sıkça kullanılan bir terim, diğer bölgede farklı çağrışımlar yapabiliyor. Bu da içerik üretirken ekstra dikkat gerektiren bir durum.

Çokdilli yayıncılıkta teknik zorluklar da önemli bir sorun. İçerik yönetim sistemleri (CMS) farklı alfabelerle başa çıkmakta zorlanıyor. Örneğin Latin alfabesiyle yazılan Kurmancî ile Arap alfabesiyle yazılan Soranî aynı sistemde yer alacaksa, özel çözümler gerekiyor. Her dil için ayrı URL yapısı ve kategorizasyon sistemi kurmak, farklı alfabedeki karakterleri düzgün görüntülemek teknik ekiplerin başlıca uğraşları arasında.

Standardizasyon sorunu

Kürtçe habercilikte en temel sorunlardan biri dilin standartlaşmamış olması. Çoğumuz formal bir eğitim almadan, sahada öğrendik bu dilde yazmayı. Yazım kurallarından terim tercihlerine kadar pek çok konuda ortak bir rehber yok. Bu yüzden aynı kelime farklı haber kaynaklarında farklı şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Aynı kelimeyi bile herkes farklı yazabiliyor. “Haber” için kimi “nûçe” diyor, kimi “xeber;” “avukat” için kimi “parêzer” kullanıyor, kimi “awukat.” Bu karmaşa çevirmenler için gerçek bir baş ağrısı.

Kürtçe çeviri sorunları yaşanan 5 temel kelime: Makezagon / Qanûna bingehîn (anayasa), Pirsgirêk / Arîşe / Kêşe (sorun), Xwendekar / Şagirt / Feqî (öğrenci), Parêzer / awûkat / wekîl (avukat), Civîn / kombûn / civat (toplantı)

Bu deneyimler bana çokdilli dijital yayıncılığın sadece dil bilmekten ibaret olmadığını, teknik ve editöryel süreçlerin ne kadar karmaşık olabileceğini gösterdi. Zorluklar yalnızca bireysel tecrübelerle sınırlı değil. Türkiye’de çokdilli yayıncılığın genel manzarasına baktığımızda, hem büyük medya kuruluşlarının hem de bağımsız platformların benzer engellerle karşılaştığını görüyoruz.

Bu sorunlara çözüm arayışları da devam ediyor. Mezopotamya Vakfı ve Diyarbakır Barosu’nun ortaklaşa hazırladığı Kürtçe Hukukî Terimler Sözlüğü, bu alanda atılan önemli adımlardan biri. Tahir Elçi’nin başlattığı ve 4 yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu 5 dilli sözlük, özellikle hukukî terminolojide yaşanan standardizasyon sorunlarına çözüm getirmeyi amaçlıyor.

Sözcü TV’den Kürtçe’ye sansür

Çokdilli yayıncılık geçen hafta Sözcü TV’deki Kürtçe sansürüyle kamuoyunun da gündeme geldi. Abdullah Öcalan’ın silah bırakmayla ilgili mektubunu Ahmet Türk’ün Kürtçe okuduğu anları kanal yayımlamadı. Sunucu Serap Belovacıklı sansürü, “Yapılan açıklamayı Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde konuşulan resmi dil olarak Türkçe yaptıklarında ekrana getireceğiz. Kürtçe’yi kimse de anlamadığı için vermiyoruz” şeklinde savundu.

Bu olay, çokdilli yayıncılıkta yaşanan zorlukların sadece teknik ya da editöryel değil, aynı zamanda tutumsal ve ideolojik olduğunu da gösteriyor. Kürtçe’ye yönelik bu tahammülsüzlük ve dışlayıcı yaklaşım, çokdilli/evrensel haberciliğin önündeki en büyük engellerden biri. Özellikle televizyon gibi geleneksel medyada, Kürtçe simultane çeviri yapabilecek personel istihdam etmemek gibi tercihlerin arkasında, bu dile yayıncılık alanında yer vermeme eğilimi yatıyor.

Medya kuruluşlarının deneyimleri

Çokdilli yayıncılık, Türkiye’de ve Türkçe yayın yapan uluslararası medya kuruluşlarında giderek yaygınlaşıyor.

© Journo