O iyi insanlar o güzel atlara binip gittiler...
“Yaşar Kemal bu dizeleri yazarken ne düşünmüştü acaba” diye içinden geçirmeden edemiyor insan. Bizler bu dönemin insanlarını ya da düzenini böyle tarif ederken, bir asır önce de insanlar bu kadar çıkarcı, bu kadar kötü, bu kadar cani miydiler ki Yaşar Kemal’in kaleminden bu dizeler dökülüverdi diye düşünmeden de edemiyor insan. Ya da bizim Zeynep Abla gibi efsunlu falan mıydı ki, kendisinden bir asır sonra insanların alacağı şekli bu kadar naif bir dille anlatabildi.
Ne gökyüzüne sığabiliyoruz son yıllarda ne de yer küre bize ait gibi duruyor. Bu kelimeyi önceleri sadece hemcinslerim için kuruyordum. Hemcinslerim için kurduğum taraf değişmeden olay yeri şeridini genişlettikçe genişlettik. Ülkenin dörtte üçü olay yeri uyarı şeritleriyle çevrildi adeta. Olay yeri dışında kalan kısmını hiç sormayın efenim. Orada durumlar daha bir karışık. Hani dünya tersine dönse bir günlüğüne, diğer tarafta öyle el kaldırıp reva gördükleri asgari tutarlarla geçinemeyip birbirlerini yerlerdi muhtemelen. Gerçi sonuç çok değişmiyor, diğer taraf da her türlü birbirlerini diri diri yemeyi iyi biliyorlar. Açken de tokken de birbirilerini yiyen küçük bir kesimin zapturaptı altındayız efenim.
Tangalı iç çamaşırından, masaj salonuna, yediği yemekten çıkardığı tuvalete, lüks diye övündüğü kıyafetlerden ayakkabısına, spor salonundan yattığı yatağa, dil eğitiminden övündüğü diyete kadar bizim emek verdiğimiz hayatlarından, iki cümle kurup aynı emeği harcayan bizleri, kendileri için gırtlak gırtlağa mücadele eder hale........
