menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Kahvesi kıvamındaki özgüvenler

24 0
23.02.2026

Bugünkü dünya bir nevi yanılsamalar dünyasıdır. Gördüğümüz, duyduğumuz ve dahi bildiğimiz her şey neredeyse gerçekle bağdaşmayan türdendir. Yani, bize gösterilenler, duyurulanlar ve bilgisi verilenler her zaman gerçeğin kendisini yansıtmamaktadır. Tüm bunlar, gerçeğin gerçekte olmadığı bir başka şekle sokularak gerçekmiş gibi bize sunulmuş halidir.

Bir noktada, manipüle ediliyoruz, yani yönlendiriliyoruz denilebilecektir. Bugünün dünyasında, bugünün teknolojisiyle, olmayan bir gerçekliğin içerisinde gerçek hayatlar yaşadığımıza inandırıldığımız da söylenebilecektir.

Yazıya olan bu giriş, bir nebze de olsa kafam karışık ya da şüpheci bir hal içerisinde olduğum kanısı yaratabilir. Buna hayır demek de zor aslında. Çünkü, bugün öyle bir zamanı yaşıyoruz ki insan karşı karşıya kaldığı neredeyse hiçbir şeye inanamaz, güvenemez olmuştur. Dünyanın dört bir yanından duyduğumuz haberler, okuduğumuz; söylentiler, dedikodular, belgeler, bilgiler, gördüğümüz fotoğraflar, izlediğimiz videolar… Sanki, dünyanın kendisi koca bir sanal gerçeklik bugün. Hani o komplo teorisi gibi sürekli tekrarlanan şu “Galiba bir simülasyonda yaşıyoruz!” cümlesi var ya, tam da öyle bir dünya işte!

En basitinden, insan artık sokakta gördüğü insandan, onun gerçekte olduğu kişi olup olmadığından bile şüphe eder hale gelmiştir. En azından, sosyal ağlarda karşımıza çıkan bazı değişim videolarından dolayı bile böyle düşünmenin haklı bir yanı vardır. Tıp biliminin ve de özellikle estetik cerrahinin geldiği işlem çeşitliliği ve becerisini düşündüğümüz zaman, ne demek istediğimi anlatmam da kolaylaşıyor. Zira, bugün bir insanın doğduğu gibi ölmemesi mümkündür. Çünkü, izlediğim ya da gördüğüm bazı değişimler, baştaki insanla sondaki insanın aynı olmadığını düşündürecek kadar büyük ve keskin farklar içermektedir. O kişinin öncesini bilmeseniz ya da daha da doğrusu, onun o olduğunu anlamanıza yardımcı olacak; ses, konuşma, hal, tavır gibi belirgin bir özelliğini göremeseniz, aynı kişi olduklarına ikna olamayabilirsiniz. Hele ki bir de o kişiyi ilk olarak, daha sonra olduğu kişi olarak tanıdığınızı düşünün! İşte orada kayış kopuyor!

Açıkçası, “Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi” ya da daha çok bildiğimiz adıyla “Estetik Cerrahi” denilen bu tıbbi alanın gelişimini takdir etmemek elde değil. Hele ki ortaya çıkardıkları sonuçları gördükten sonra imkansızdır. Zira, öncesi-sonrası fotoğraflarıyla bizleri hayrete düşüren operasyon becerileri, tabiri caizse bir heykeltıraş, bir ressam gibi estetik ancak bir canlı üzerinde gerçekleştirilmesi sebebi ile de bir o kadar hayranlık vericidir. Kullanılan teknikler ve malzemeler ile bunlardan doğan sonuçların estetik ve görsel kalitesinin yıllar içerisinde arttığını fark etmemek de ayrıca imkansızdır. Teknoloji, teknik ve malzeme çeşitliliğinin artışının yanı sıra uygulama maliyetlerindeki görece azalış ise........

© İz Gazete