Homo sözde Sapiens
Bir kitapta okuduğunuzda, bir belgeselde izlediğinizde ya da katıldığınız bir seminerde, konferansta işin uzmanlarından dinlediğinizde, insanın bilinen tarihi içerisinde geçtiği aşamaları ve geçirdiği, katlandığı ve üstesinden geldiği zorlukları kavrayabiliyorsunuz. Hepimizin hem fikir olacağı gibi: İnsanlık bugünlere o kadar da kolay gelmedi. Bugün, insanlar ve hayvanlar ya da diğer canlılar diye ikiye ayırdığımız dünyada bir zamanlar, benzer yaşam biçimi ve davranışsal özellikler sebebi ile biz de bir “hayvan” idik. Nasıl oldu da o ilk homolar hem kendisi ile benzer özellikler gösteren diğer homo türlerinden hem de yakın akrabaları olan şempanze ve bonobolardan farklılaşıp bugün adına “homo sapiens”, yani “akıllı insan” dediğimiz türe dönüşebildik?
Bu sorunun cevabını verebilecek pek çok bilimsel araştırma ve makale, bugün yine pek çok konuda erişilebilecek bilgiler gibi oldukça yaygın. Ayrıca da her yeni günün bugünkü bilgilerimizi yanlışlaması ve yarın bambaşka bir tarihe uyanmamız da oldukça olası. Ancak, ilk izlerine 2,3 milyon yıl öncesinde rastlanan “ilk insan” ile bugünün “akıllı insan”ının ilk ortaya çıkışı arasında 2 milyon yıldan fazla zaman var. Sapiense kadar geçen zamanda hem eş zamanlı hem de birbirinin devamı olarak yaşamış insan türleri içerisinde; iki ayak üzerinde durmak, alet kullanmak ve ateşe hükmetmek gibi özelliklerle başlayıp; taktiksel avcı-toplayıcı özellikleri göstermek, tek eşliliğin yanı sıra birlikte ve yerleşik yaşamak gibi daha gelişmişe doğru bir seyir izlenmiştir. Kafa tası keşifleri ve bunlar üzerinde yapılan bilimsel incelemeler, homo türleri arasındaki beyin hacmi sıçramalarını da ayrıca göstermektedir. Dolayısıyla, bugünkü akıllı insana ulaşana kadar, homonun yani insanın gerçek bir evrim geçirdiği bilimsel gerçeklerle sabittir.
Yaşamını sürdürmesi, özellikle ve ancak dıştan gelen tehditlere karşı kendisini savunmasına bağlı olan insan zamanla, bu gezegendeki diğer türlerin yaşamlarının önündeki en büyük tehdidine dönüşmüştür. Özellikle, homo türleriyle beraber yaşama tecrübesi olmayan coğrafyalardaki hayvanlar açısından sapiensle yaşanan karşılaşmalar, çokça türün yok oluşunun önünü açmıştır. 300 bin yıl önce evrimleşerek ortaya çıkan, 100 bin yıl önce Afrika’dan diğer coğrafyalara yayılmaya başlayan ve 500 yıl öncesiyle beraber artık dünyada neredeyse ulaşmadığı yer kalmayan sapiensin bu yolculuğu, türün hem sahip olduğu hem de zamanla eriştiği becerilerin bir sonucudur. Şüphesiz ki son yüzyıl, bugün homonun yaşayan tek türü olan, sapiens ve insan olarak kastettiğimiz tek canlı olan bizlerin, özellikle de teknolojik gelişiminin en parlak dönemidir. Bilimsel gelişme ve keşifler, makineleşme, endüstri devrimi, ekonomik buhran, ikinci dünya savaşı, bilgisayar, internet, dijitalleşme, pandemi ve yapay zekâ, iyisi ve kötüsüyle bu zaman diliminde yaşanmış ve hem dünyanın hem insanlığın gelişimine ve değişimine etki etmiş ve kimisi hala etmekte olan olgulardır.
Her keşfin, her icadın, her savaşın, her hastalığın, her teknolojinin, her mali çöküşün hem bireysel hem de toplumsal........
