menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nevzat Tarhan’dan “Aileye Bilgelik Aşısı” Kitabı

5 0
11.02.2026

BÜYÜK bir hikâyemiz vardı… İçinde ebeveynlerimizin, dedelerimizin, ninelerimizin, ardından amcaların, halaların, dayı ve teyzelerin yer aldığı büyük bir hikâye…

Muhabbetin membaı, bilginin ocağı olan ailede yazılan bu büyük hikâyenin küçük ama sevindirici bir ferdi olarak dünyaya gözlerimizi açardık. Burada teneffüs ettiğimiz hava içine doğduğumuz bu hikâyenin anlamlı bir parçası olabilmeyi bize öğütlerdi.

Sıcaklığı, fedakarlığı, diğerkâmlığı, vefayı, birbiri ile bereketlenerek Fatıma demek olan “Kevser Sırrı” ile iş tutmayı, saygıyı, sevgiyi, etkin dinlemeyi, merhametle muamele etmeyi, kendi soframızdan evvel fukara komşumuzun sofrasına bir tabak göndermeyi, istemek zorunda bırakmadan vermeyi, çocuklarını çocuklarımızdan ayrı saymamayı öğrenirdik bu büyük hikâyenin içinde yer alarak.

İLİŞKİ ağımızın nasıl olması gerektiğini çözümlerdik. Soru sormayı, cevabı dinlemeyi bellerdik. Aile büyüklerimizin söz ve tavırlarındaki ahenkte tekilleri görerek tümele ulaşırdık. Büyük hikâyeyi anlamak ve onun beklenen unsuru olmak için tekilleri, ince ayrıntıları kavrayarak bütüne hakimiyet sağlamak gerekirdi.

Bilinebilir ve yaşanabilir bir dünyanın ilk ipuçlarını oradan alırdık. Özür dileyebilen bir dede, fedakarlıkta ve merhamette sınır tanımayan bir nine bize mizaçları ezmeden, onlara saygı duyarak tam bir harmoni içinde nasıl yaşanabileceğinin satır arası okumalarını yaptırırdı. Sağduyunun yaşayan örnekleriydiler. Müşahedeyi esas alırlardı. Tabiatla birebir ilişki içinde yaratılan âyetleri okurlardı.

MORAL değerlerin yıpratılmamasının önemini o büyük hikâyenin içinde görürdük. Nizam-ı âlem ülküsünün ancak nizam-ı aile ile mümkün olacağının cisimleşmiş temsilcileriydi aile büyüklerimiz. Beşiklerimiz bu niyazlarla sallanmıştı. Bebeğine abdestsiz süt vermeyen annelerin ihlası sezilirdi o hanelerde. Camiden dönen büyüklerin kendi hanesinin mahremiyetini dikkate alarak gelinlerin bir mahcubiyet yaşamaması için dış kapıya yaklaşırken öksürerek döndüklerini haber verirlerdi.

Söze dökülmeyen........

© İstiklal