NUH’UN GEMİSİ ARAÇ MI, SİSTEM Mİ, HAKİKAT MODELİ Mİ NUH NE İNŞA ETTİ 2
“Zalimler hakkında benimle konuşma”
Çünkü onlar zalim ve zalimler hakkında hüküm verildi!
Bu ifade sarsıcı, gerçekten çok sarsıcıdır?
Çünkü ayet bize ve kıyamete kadar gelecek tüm nesillere şunu söyler:
Uyarı, ikaz ve hatırlatma sonsuz değildir!
Mühlet, ecel ve ömür sonsuz değildir!
Fırsat boldur ama sonsuz değildir!
Allah, sonsuz merhamet sahibidir ancak hak etmeyenden çekilip alınması da merhametinin tezahürüdür!
Adaletin de bir vakti ve tezahür edeceği bir eceli vardır ve olmalıdır!
Burada gemi, sadece kurtuluş değil, aynı zamanda ayrışma yeridir.Kimlerin içeride ve güvende olacağı ile kimlerin dışarıda olduğunun netleştiği yerdir, gemi!
DOLAYISIYLA TÜRKİYE’DE MİLLETİ KANDIRDIKLARI GİBİ ‘’HERKESİN AYNI GEMİDE OLMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR!
Bu da bize şunu gösterir:
Gemi, hak ile batılın son kez ama adalet bağlamında keskin şekilde ayrıldığı, ayrıştığı ve damıtıldığı eşiktir.
Bu noktadan sonra artık “bekleyelim, görelim, sonra düşünürüz” devri bitmiştir. Zira hüküm verilmiş, saflar ayrışmış ve dışarda kalacakların kim ve ne olduklarının hiçbir önemi kalmamıştır!
Gemi bugün neye karşılık gelir?
Bugün tufan illa su olmak zorunda değil.Bugünün tufanları şunlardır:
Zihinsel kaos, aklın kiraya verilmesi!
Adaletin, hukukun ve hukukçuların bozulması!
Ölçüsüzlük, sınırsızlık, hadsizlik!
Hırsın taşması, tutkunun, arzunun ve sınırlarının kaldırılması!
Herkesin her şeye rutin bakması ve toplumsal kınama ve yaptırım gücünün tükenmesi!
Hakikatin korkuya, çıkar ve aşağılık emellere satılması!
Hakkaniyetin gürültüde boğulması!
Servet, şehvet ve servet sanrısının hakikatin çok üzerine çıkarılması!
İnsanın merkezini kaybetmesi ve sayısız naylon merkezin oluşması!
Peki, bugün gemi nedir?
Tevhid merkezli bilinç gemisi!Vahiy ile kurulan yön gemisi!Ahlaklı hayat gemisi!Adalet ve hakkaniyet merkezli sistem gemisi!Had ve sınır bilinci!İç disiplin!Güvenilirlik!İlkeye bağlılık!
Allah’a mutlak güven!
Bütün bunların egemen olduğu hakikat gemisi, ahlak gemisi, adalet ve hakkaniyet gemisidir.
Ama bunu şöyle rafine edelim:Gemi, sadece binilerek bitti denilen şey olmayıp, hakikatin hayata geçirilmiş düzenidir ve gemi gelecek nesillerin de dünya ve ahiret sigortasıdır!
Sadece teori değil.Sadece soyut fikir değil.Sadece duygu değil.
İnşa edilmiş, taşınabilir, koruyucu, seçici ve kurtarıcı sistem.
O zaman gemiyi daha bir somutlaştıralım.
Nuh’un gemisi, anlatı düzeyinde bir kurtuluş aracıdır; anlam düzeyinde ise vahiy ile inşa edilen Tevhid, ahlak ve adalet sisteminin TA KENDİSİDİR.
Bu yüzden sadece fiziksel okuyup marangozluğa sıkıştırmak .Sadece mecaz okuyup olay boyutunu tamamen silmek de metni dağıtır.bizatihi GEMİNİN KENDİSİNE İHANETTİR!Sana doğrudan ne söylüyor?
Bu kıssa sana “gemi oldu mu?”
Var mı senin de bir mağara ya da gemin?
Sen neyin içindesin?Tufan yükselirken hangi yapıya güveniyorsun?Seni taşıyan şey ne?Kimlerle birliktesin?Hangi ilkeleri içeri alıyorsun?Hangi bozulmaları dışarıda bırakıyorsun?
Neyin farkındasın? Neyin eksik, neyin tamam?
Yani gemi tarihsel olmadığı gibi sorular da tarihsel değildir,hepsi varoluş sorusudur.
İşte burada ki gemiye “fiziki gemi değil, hakikat/ahlak/adalet ve kurtuluş gemisi” tespitini yaparsak kıssanın evrensel mesaj katmanını da hayata geçirmiş olacağız.
Elbette Gemi, suya karşı yapılmış ve yapılacak en doğru araçtır. Ancak her su ve sel gibi burada ki sel ve su da gelip geçici olması dolayısıyla bahsi edilen gemi, evrensel ve zamandan bağımsız bir gemidir.
Bu gemi bir araçtan çok, kaosa karşı kurulmuş hakikat düzenidir.
GEMİ: SUYA KARŞI DEĞİL, KAOSA KARŞI
İnsan çoğu zaman yanlış soruyu sorar.
“Gemi ne kadar büyüktü?”“Nasıl yapıldı?”“Hayvanlar nasıl toplandı?”
Ve bu soruların içinde kaybolur.
Oysa mesele o değildir.
Çünkü bazen insan, detaya bakarak hakikati kaçırır.
Sadece su değil…Taşmış bir hayat…Sınırlarını kaybetmiş bir toplum…Uyarıya rağmen yönünü değiştirmemiş insanlar…
Suyun yükselmesi değil,sapmanın yükselmesi ve taşmasıdır.
Ve böyle bir anda bir emir gelir:
Bu emir, tahta kesmek değildir sadece.Çivi çakmak değildir sadece.
“Kurtuluşunu inşa et.”
İnsan burada ikiye ayrılır.
Bir kısmı güler.“Deniz mi var ki gemi yapıyorsun?” der.
Bir kısmı bakar ama anlamaz.Bir kısmı erteler.
Ve çok azı fark eder:
Bu gemi, su için yapılmıyor.
Bu gemi,gelecek olan için yapılıyor.
Yavaş yavaş…Sabırla…Görünmeyene güvenerek…
Çünkü o artık insanlara değil,vahye bakmaktadır.
Ve bir cümle her şeyi değiştirir:
“Bizim gözetimimiz altında.”
İşte burada insanın yalnızlığı biter ve muhteşem bir huzur ve güven almıştır, kuşatmıştır herşeyi.
Çünkü hakikat yolunda olan hiç kimse,hiçbir zaman gerçekten yalnız değildir.
Görülür.Bilinir.Yönlendirilir.
Ama yine de kendisi yapar.
Ve herkes gerçeği görür.
Çünkü hakikat, son anda anlaşılmak için değil;zamanında seçilmek içindir.
Çünkü gemi herkese açıktır…Ama herkes hazır değildir.
En zor an burada başlar.
Ama hakikat şunu söyler:
Yakınlık kurtarmaz.Yön ve merkeze sadakat, TEVHİD kurtarır.
İnsan burada parçalanır.
Kalbi ile gerçeğin arasında kalır.
“Onlar hakkında konuşma.”
İşte o an kapı kapanır.
Çünkü her şeyin bir vakti vardır.
Her uyarının bir süresi…Her fırsatın bir sınırı…
Ve o sınır geçildiğinde,geri dönüş yoktur.
Ve insan ilk defa anlar:
Bu gemi,hakikatin kendisidir.
Tufan her zaman suyla gelmez.
Bazen fikirlerle gelir…Bazen arzularla…Bazen sistemlerle…Bazen kalabalıkların gürültüsüyle…
Ve her seferinde bir gemi vardır.
Gemi, suya karşı yapılmış bir araç değil; hakikatte kalabilenlerin içine alındığı bir yoldur.
Şimdi gemi hazır…İçine girildiyol başladı
Ve çok ince bir ayet geliyor…
“Sen ve seninle birlikte olanlar gemiye yerleştiğinizde de ki: ‘Bizi zalim toplumdan kurtaran Allah’a hamd olsun.’”
“Kurtulduğunda ne yapacaksın?”
Sadece binmek değilyerini bulmak ve yerinde durmak!
“Kurtuluş, gemiye binmek değil; içinde dengede kalmaktır.”
Sadece Müminler olarak ölün!
