menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Parti Kurmak: Ülkeyi Kurtarmak mı, Kendini Yükseltmek mi?

10 0
20.04.2026

Son yıllarda dikkat ederseniz, neredeyse herkesin aklında aynı fikir dolaşıyor:

Peki gerçekten soru şu mu olmalı:

Ülkeyi kim kurtaracak?

Yoksa asıl soru şu mu:

Siyaset, ideallerle başlar.

imkânlarla devam eder.

Yeni bir parti kurulduğunda ilk söylenen şey hep aynıdır:

“Biz ülkeyi kurtaracağız.”

Ama toplum artık şunu sorguluyor:

Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğu günlerde, birçok isim sıfırdan başladı.

Yıllar içinde o isimlerin bir kısmı devletin en üst noktalarına geldi.

Bir kısmı sistemin içinde güç kazandı.

Bir kısmı ise dışarıda kaldı.

Ve dışarıda kalanlar ne dedi?

İşte tam burada kritik bir kırılma başlıyor.

Yeni kurulan her parti gerçekten bir çözüm mü?

Yoksa bir yükselme aracı mı?

Çünkü siyasetin doğasında şu gerçek var:

Güç, sadece yönetmek için değil, görünür olmak için de kullanılır.

Bugün baktığımızda tablo net:

• Çok sayıda “ben de varım” diyen yapı

Ama tek bir eksik var:

Her yeni parti aslında bir parçalanma anlamına geliyor.

Her yeni yapı, ortak bir gücü bölüyor.

Ve bu bölünme en çok kime zarar veriyor?

Artık toplumun kabul ettiği bir gerçek var:

Bu sistem, bir Cumhurbaşkanlığı sistemi.

Bu gerçeklik üzerinden hareket etmek yerine,

herkes kendi yolunu açmaya çalışıyor.

Ayrı ayrı yürüyen yollar mı ülkeyi ileri taşır,

yoksa aynı hedefe yürüyen güçlü bir birlik mi?

Siyaset sadece koltuk kazanma oyunu değildir.

Siyaset, sorumluluk işidir.

yeni bir masa kurmak değil,

var olan masayı güçlendirmektir.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:

Yeni bir parti kurmak mı cesaret,

yoksa egoları bırakıp birleşmek mi?

Çünkü bu ülkenin ihtiyacı olan şey:

Daha fazla logo değil…

daha fazla ortak akıl.

İnsanları bir arada tutmak zor.

Ve ülkeyi ileri taşıyanlar…

birlik olmayı başaranlardır.


© İstiklal