EŞEKSİNİZ DEDİNİZ AMA BU KADARI DA FAZLA!
Bir tuhaf zaman dilimini yaşıyoruz. Doğruyu söyleyenin suçlu, yalanı parlatanın
muteber sayıldığı, hadsizliğin kol gezdiği bir zaman dilimi…
Memleketin üzerine kara bulut gibi çökenler, meteoroloji uzmanı kesilmişler adeta.
Milleti aldatmak için çıktıkları yağmur duasında milletin de kendilerine katılmasını bekliyorlar.
Milletin ekmeğini küçültenler, kral sofralarında şükür nutukları atıyor. İnsanları
kutuplaştıranlar, birlikten; ayrıştıranlar, kardeşlikten söz ediyor. Hukuku eğip bükenler, adalet
timsali kürsülerde pervasızca haktan, hukuktan dem vuruyor. Vicdan yoksunları, merhamet
semineri veriyor. Kalemini kiraya veren gazete ve medya sülükleri, “bağımsız basın” edebiyatı
yapıyor. Bütün bu çarpıklığı ellerini ovuşturarak seyreden her devrin adamları da bunu dik
duruş olarak nitelendiriyor.
Ne büyük ironi değil mi? Halka tepeden bakanların “milli irade” demeleri. Milletin
sırtına binenlerin, kendileri yetmezmiş gibi yüklerini de bindirenlerin utanmadan milletten
fedakârlık istemeleri... İsrafın doruklarında yaşayanların milletten tasarruf etmesini
beklemeleri. Millete sabır tavsiye edenlerin çocuklarını, torunların saltanat içinde
yaşatmaları… Millete kemer........
