Geleceğin Enerjisi TORYUM, Türkiye’nin Stratejik Gücü ve Copenhagen Atomics Anlaşmasının Nükleer Mimarideki Anlamı
Yeraltında uyuyan yüz binlerce tonluk yeşil dev, küresel güç dengelerini yerinden oynatabilir mi?
Dünyanın en büyük enerji tüketicileri fosil yakıtların gölgesinde iklim krizi ve tedarik krizleriyle boğuşurken, tek bir avuç madeniyle bir şehrin yıllık elektrik ihtiyacını sıfır emisyonla karşılayabilen toryum, 21. Yüzyılın jeopolitik kaderini yeniden çizmektedir.
Klasik uranyum tabanlı nükleer santrallerin silahsızlandırılması zor süreçleri, erime riskleri ve yüz binlerce yıl saklanması gereken radyoaktif atık problemleri karşısında toryum; erime riski bulunmayan doğası, silah yapımına uygun olmayan yapısı ve ortaya çıkardığı atık miktarını �’ın üzerinde azaltmasıyla nükleer enerjinin kutsal kasesi olarak kabul edilmektedir.
En kritik nokta ise, toryumun doğada uranyuma göre yaklaşık üç kat daha fazla bulunması ve toryum yakıt döngüsünde salınan enerjinin uranyuma kıyasla katbekat daha yüksek verimlilik sunmasıdır.
Türkiye; Eskişehir Sivrihisar, Malatya Hekimhan ve Isparta Aksu sahalarında tespit edilen yaklaşık 790 bin tonu aşkın görünür toryum rezerviyle Hindistan ve Brezilya ile birlikte dünya liderliği kürsüsünü paylaşmaktadır. Türkiye’nin cari açığının ve ekonomik kırılganlığının ana kaynağı olan yıllık 70-80 milyar dolarlık enerji ithalatı göz önüne alındığında, bu muazzam rezerv tek başına ülkenin yüzyıllarca sürecek enerji ihtiyacını karşılayabilecek ve Türkiye’yi enerjide tam bağımsız bir küresel güce dönüştürebilecek potansiyeli........
