BİREY OLMA MESELESİ.
Bu kasvetli havada doğayı seyre çıktığımda 60’lı yaşlarında bir beyefendiye rast geldim. Elindeki market poşetleriyle yavaşça aracından indi, paketindeki son sigarayı eline aldı ve boşalan paketi olduğu gibi sokağın ortasına attı. Tam bu beyefendinin umarsızca attığı pakete yükselerek çevre temizliğinden bihaber olduğu hükmüne varacakken evinin bahçe kapısını açıp kapı önüne yığılan yaprakları temizlediğini gördüm. Hem de elindeki poşetlerle beraber. Bunu özenle ve itinayla yapıyordu. Yaprakları fırça yardımıyla kenara topladı, evinin önündeki birkaç boş şişeyi de sokağa atarak biriken yağmur sularına basmamaya çalışarak içeriye girdi.
Evet, kendi evinin önünü temizlemişti. Lakin arkasında iki adet su şişesi ve sigara paketi bırakarak. Kamusal alanı kirleterek kendi alanını temizlemişti beyefendi. O halde herkes kendi evinin önünü süpürse her yer tertemiz olur tezi burada bizi düşündürüyor. Maddi temizliktense kastımız. Manevi temizlik bambaşka konu. Modernite ile beraber gelen “birey olma” meselesi bizi yalnızca kendi evlerimizin önünü temiz tutmakla ilgilendirdi desem yanlış bir cümle kurmuş olmam sanırım. Beyefendi kendince belki kendi görevini........
