menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şikâyetin Öğretmenin İç Dünyasındaki Yankısı

22 0
13.04.2026

Cuma akşamı, saat 19:30. Telefon ekranında bir mesaj belirir:“Öğretmenim, oğlumu bugün sınıfta arkadaşlarının yanında azarlamışsınız. Çok üzülmüş, ağlayarak geldi eve. Konuşmak istiyorum.”

Bir cümle. Yirmi kelime.Ama bir öğretmenin iç dünyasında derin bir sarsıntı oluşturmaya yetecek kadar güçlü.

O an, günün tüm sahneleri zihinde yeniden canlanır. Çocuk ne yapmıştı? Ne söylemiştim? Ses tonum nasıldı? Diğer öğrenciler duymuş muydu? Gerçekten azarlamış mıydım, yoksa yalnızca uyarmış mıydım? Acaba haksız mıydım?

Gece boyunca zihinsel bir muhasebe başlar. Uyku yerini sorgulamaya bırakır. Ertesi gün sınıfa girildiğinde, o çocuğun gözlerine bakarken hissedilen tedirginlik artar: Bana kızgın mı? Evde ona ne söylendi?

Bu metin, öğretmenin bir veli şikâyeti karşısında yaşadığı içsel süreci pedagojik ve psikolojik boyutlarıyla ele alan bir alan günlüğü niteliğindedir. Çünkü bir şikâyet, çoğu zaman yalnızca bir iletişim durumu değil; öğretmenin mesleki kimliğine dokunan çok katmanlı bir deneyimdir.

Bir şikâyet, öğretmenin kalbine saplanan küçük bir kıymık gibidir. Dışarıdan bakıldığında görünmez; fakat öğretmen onu her an hisseder.

Bir Cümlenin Ağırlığı

Eğitim ortamlarında şikâyet, veli-öğretmen iletişiminin en hassas noktalarından biridir. Pedagojik açıdan değerlendirildiğinde, şikâyet aslında bir geri bildirim biçimidir. Ancak bu geri bildirim çoğu zaman yapıcı bir dilden ziyade suçlayıcı bir tonla iletilir. Bu durum, iletişimin kopmasına ve tarafların savunmaya geçmesine neden olur.

Öğretmen açısından bir şikâyet, yalnızca bir eleştiri değildir. Uzun süreli emeğin, kurulan ilişkinin ve verilen değerin tek bir cümleyle sorgulanmasıdır. Felsefi açıdan bakıldığında bu durum, “haksız tanıklık” kavramıyla açıklanabilir: Bir insanın bütününü değil, yalnızca bir anını görerek yargılamak. Öğretmenin yaşadığı da tam olarak budur; tek bir an, bütün emeğin önüne geçer.

Nörobilim bulguları, bu duygunun biyolojik temelini ortaya koymaktadır. University College........

© İstiklal