Denis Diderot: Bilgi Paylaşılmalıdır
Voltaire bize düşünce özgürlüğünün önemini hatırlatmıştı. İnsanların korkmadan konuşabilmesi, özgür bir toplumun temel şartlarından biriydi.
Ancak başka bir soru daha vardı.
İnsanlar, konuşmak için şart olan, bilgiye ulaşamıyorlarsa?
İşte Denis Diderot’nun hayatı bu sorunun etrafında şekillendi.
1713 yılında Langres kentinde doğan Diderot, varlıklı bir aileden gelmiyordu. Genç yaşta Paris’e gitti. Çeviriler yaptı, ders verdi, yazılar yazdı. Hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
Onu tarihe geçiren ise tek bir kitap değil, onlarca cildi bulan büyük bir projeydi.
Encyclopédie (Ansiklopedi).
İnternet ile saniyede binlerce bilgiye ulaştığımız bu çağda, bir ansiklopedi bize sıradan gelebilir.
18. yüzyılda durum tamamen farklıydı.
Bilgi kıt ve dağınıktı.
Kitaplar ulaşılması zor ve pahalıydı.
Okuma yazma oranı çok düşüktü.
Üstelik bugün sansür olarak tanımladığımız kavram, o devirde çok daha ağır bir biçimde uygulanıyordu. Bu nedenle bazı bilgilerin yayımlanması bile tehlikeliydi.
Diderot buna itiraz etti.
Onun amacı yalnızca bir ansiklopedi hazırlamak değildi.
İnsan bilgisini geniş kitlelere yaymayı istiyordu.
Aslında Encyclopédie projesi başlangıçta İngiliz düşünür Ephraim Chambers’ın 1728 yılında yayımladığı Cyclopaedia adlı eserinin Fransızcaya çevrilmesi amacıyla ortaya çıkmıştı. Ancak Diderot ve d’Alembert’in yönetiminde proje çok daha büyük bir düşünce ve bilgi çalışmasına dönüştü.
1751 yılında ilk cilt yayımlandı.
Projeye matematikçiler, doktorlar, mühendisler, filozoflar ve........
