menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Azerbaycan Millî Hükûmeti Dönemi İran Türk Edebiyatı: Bir Uyanışın Kaleme Dönüşmesi

18 0
25.06.2026

Savaşın Gölgesinde Doğan Millî Ruh

İran Türk edebiyatı tarihinde bazı dönemler vardır ki, onları edebî eserlerin sınırları içinde değerlendirmek yeterli olmaz. Bu dönemleri, milletin kaderiyle, siyasî çalkantılarla, kültür mücadelesiyle ve ana dilin varlık kavgasıyla birlikte okumak gerekir. 1941-1946 yılları arasındaki Azerbaycan Millî Hükûmeti dönemi de işte böyle bir devredir. Bu yıllar, Güney Azerbaycan Türklerinin siyasî, kültürel ve edebî hayatında derin izler bırakmış; dilin, şiirin, basının ve millî şuurun yeniden ayağa kalktığı önemli bir zaman dilimi olmuştur.

Bir önceki yazımızda Pehlevîler döneminin ilk safhasında İran Türk edebiyatının nasıl ağır baskılarla karşı karşıya kaldığını ele almıştık. Rıza Şah döneminde Türkçe eğitim, Türkçe yayın, Türkçe kültürel faaliyetler ve ana dilde edebî üretim büyük ölçüde engellenmiş; İran Türklerinin Türkiye ve Azerbaycan ile kültürel bağları zayıflatılmak istenmişti. Buna rağmen Türkçe, halkın hafızasında, sazında, sözünde, şiirinde ve gizli edebî damarlarında yaşamaya devam etmişti.

1941 yılına gelindiğinde İran’da yeni bir dönem başladı. II. Dünya Savaşı şartlarında kuzeyden Sovyetler, güneyden İngilizler İran’a girdi. Rıza Şah Pehlevî tahttan indirilerek sürgüne gönderildi ve yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevî geçirildi. Bu gelişme, İran Türkleri için kısa süreli de olsa yeni bir nefes alanı açtı. Uzun yıllar baskı altında tutulan Türk dili, Türk kültürü, matbuat ve edebî hayat yeniden hareketlenmeye başladı.

İşte 1941-1946 yılları arasındaki bu dönem, İran Türk edebiyatı tarihinde ayrı bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu yıllarda İran Türkleri hem siyasî hem kültürel bakımdan yeniden toparlanma imkânı bulmuş; ana dilde yayın, eğitim, şiir, tiyatro, hikâye, gazete ve dergi faaliyetleri dikkat çekici bir canlılık kazanmıştır. Bu canlılığın merkezinde Tebriz ve Azerbaycan Millî Hükûmeti yer almıştır.

II. Dünya Savaşı yıllarında İran’ın içine düştüğü siyasî buhran, ülkenin kuzeyinde yaşayan Türkler için yeni bir hareket alanı meydana getirdi. Tebriz başta olmak üzere Güney Azerbaycan şehirlerinde gazeteler yayımlandı, kitaplar basıldı, kültür ocakları kuruldu; tiyatro, musiki ve edebiyat faaliyetleri hız kazandı. Bu gelişmeler, İran Türk edebiyatı için yeni bir sayfanın açılması demekti.

Bu dönemin en önemli şahsiyetlerinden biri Seyid Cafer Pişeverî’dir. Hoy doğumlu bir Türk olan Pişeverî, uzun yıllar hapis yatmış, zindandan çıktıktan sonra Tahran’da “Ajir” gazetesini çıkarmış, ardından Tebriz’e geçerek İran Türklerinin millî hak ve hürriyet mücadelesinde öncü isimlerden biri olmuştur. Tebriz’den milletvekili seçilmesine rağmen meclise alınmaması, onu ve arkadaşlarını daha kararlı bir mücadele çizgisine yöneltmiştir. 1945’te Tebriz’de Azerbaycan Demokrat Partisi’nin teşkilatlanması ve ardından Azerbaycan Millî Hükûmeti’nin kurulması, İran Türklerinin modern tarihindeki en önemli hadiselerden biri olarak tarihe geçmiştir.

Pişeverî ve Kalemin Mücadelesi

Pişeverî’nin öncülüğünde gelişen hareket, 1945 yılında Azerbaycan Demokrat Partisi’nin kurulması ve Azerbaycan Millî Hükûmeti’nin ilan edilmesiyle yeni bir safhaya girdi. Bu hükûmetin siyasî ömrü kısa sürmüş olsa da kültür, eğitim, edebiyat ve basın alanında meydana getirdiği canlılık son derece önemlidir. Türkçe yeniden kamusal alana çıkmış; okulda, gazetede, sahnede, şiirde, hikâyede ve halk toplantılarında güçlü biçimde görünür hâle gelmiştir.

Pişeverî, siyaset adamı kimliğinin yanında güçlü bir hatip, yazar ve gazetecidir. Onun konuşmaları, makaleleri ve fikir yazıları, dönemin siyasî ruhunu yansıtmakla kalmaz; edebî kuvvetiyle de dikkat çeker. Pişeverî’nin yazıları, İran Türk edebiyatında fikir yazısının, hitabetin........

© Internethaber