menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Andrew Griffin Artemis II, Ay’ın gizemlerine duyduğumuz sonsuz hayranlığı yeniden hatırlatıyor

39 0
09.04.2026

Huzur, sükunet: Ay'ın "denizlerine" verdiğimiz bu adlar, onun bildiğimiz kadarıyla hep bizimle olan, sakin ve huzur veren bir dost olduğu yönündeki genel algıyı yansıtıyor. Ancak bu ilişki şiddet ve ateşle başlamıştı. Yaygın teoriye göre Ay, Theia diye bilinen devasa bir gezegenin yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Erken Dünya'ya çarpıp bir parça kopararak, onu uzaya, yörüngemizde kalacak kadar yakın şekilde fırlatmasıyla oluştu. 

O zamandan beri birbirimizin etrafında dönüyoruz. Dünya soğudukça, yaşanabilir hale geldikçe, sonra da yerleşime açılıp ardından da devasa medeniyetler ortaya çıktıkça insanlar gökyüzüne bakmaya devam etti. Ay adeta bir sembol gibi görünüyordu, öyle de oldu.

Böylece Ay'dan bir sembol olarak bahsetmeye başladık. Tanrı olarak Ay (Artemis görevi adını Yunan Ay tanrıçasından alıyor fakat hemen hemen her kültürde buna benzer örnekler var). Takvim olarak Ay (ilk takvimlerin, kısmen aralarındaki tekinsiz uyum nedeniyle hem Ay'ın döngülerini hem de regl döngülerini takip etmek için kullanıldığına dair bazı spekülasyonlar var). Edebi sembol olarak ay (hem değişimin hem de sürekliliğin, hem uzaklığın hem de yakınlığın sembolü olarak). Ay'ın "Lunacy" sözcüğündeki gibi delilik olarak görülmesi mesela… (İngilizcede "delilik" manasındaki bu sözcüğün kökeni Latincede "Ay" anlamına gelen "luna"ya dayanıyor -çn.)

Güzel sohbetler, daima romantik, nihayetinde de Romantizm'e geliyoruz. Konuşmaya başladığımızdan beri Ay hakkında konuşuyor, hatta onunla konuşur gibi davranıyoruz ancak ona dair bugünkü görüşlerimiz aslında 19. yüzyıldaki Romantizm akımıyla şekillendi. Görsel olarak Blake'te ("İstiyorum! İstiyorum!" –William Blake'in Ay'a........

© Independent Türkçe