menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO’nun yeni düzeni: Hem paranı, hem canını!..

21 0
29.06.2026

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization-NATO), kurucularının iddiasına göre ‘özgür dünyanın savunucusu’ diye tanımlanıyor. Ancak kurulduğundan bu yana, uluslararası sermayenin ve batı yayılmacılığının silahlı örgütü olarak dünyanın geri kalanının başındaki en büyük bela! Türkiye’nin NATO üyesi oluşunun 74’üncü yılındayız. Herhangi bir faydasını gördüğümüzü söylemek için ‘gözü kara bir işbirlikçi’ olmak gerekir ki böyle pek çok siyasetçi, diplomat, gazeteci ve emekli asker var bu ülkede. Ekranlarda sevinç içinde zirvenin önemini ballandıra ballandıra anlatıp, buradan konuyu Türkiye’nin savunma sanayiinin şahlanışına bağlamaları bu sebeple… “On milyarlarca dolarlık sipariş gelecek”, “Türkiye, NATO’nun silah üretim üssü olacak” diyerek atıp tutuyorlar ekranlarda. Geçen yıl bu sözde kanaat önderleri, Türkiye’nin küresel ekonominin üretim üssü olacağını da iddia etmişlerdi. Yani ciddiye almayın!

BU KADAR HEYECAN NEYİN NESİ Kİ?..

Abartmamak gerek ama yakından izlemekte fayda var! 7-8 Temmuz tarihlerine Ankara’da Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenecek ‘NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’, bu zirvelerin 36’ncısı… Üstelik bu Türkiye’de düzenlenecek ilk zirve de değil. 2004 yılında bu zirveye İstanbul ev sahipliği yapmıştı. Mesela 2023’teki zirve Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlendi. Litvanya’nın nüfusunun 2.8 milyon olduğunu, yani Bursa’nın nüfusundan birkaç yüz bin daha az bir nüfusa sahip olduğunu, Rusya’ya sınırı olması haricinde hiçbir önemli özelliği olmadığını belirteyim! Anlaşılacağı üzere, her üye devletin başkenti ya da önde gelen bir kenti bu zirveye bir kere ev sahipliği yapıyor. Yani bu garip övünme ve sevindirik olma hâli bayağı bir saçma, bir o kadar da utanç verici!..

Ancak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlığı döneminde, zoraki bir yeniden yapılanma sürecine giren örgüt açısından, Lahey’de bir önceki zirvede alınan bazı kararların netleştirilmesi ve stratejilerin geliştirilmesi açısından önemli bir zirve olduğunu da belirteyim.

Zirvede ele alınacak gündem başlıkları arasında ilk sırada Ukrayna yer alıyor. Ukrayna-Rusya savaşında bugüne kadar ‘arabulucu’ görevi üstlenen ve bundan kazançlı çıkan Ankara’nın, bu zirve sonrasında aynı rolü oynayıp oynayamayacağı en önemli meselelerden biri… Eğer AB ülkelerinin pek çoğu gibi Ukrayna’nın açık destekçisi olmak zorunda kalırsa, hem diplomatik hem de ekonomik açıdan ağır bedeller ödeyecek Türkiye… Başta enerji tedariki ve ihracatta sorunlar yaşanacak. En büyük enerji tedarikçimiz Rusya ve ciddi bir ihracat hacmimiz var zira. Milyarlarca dolarlık bir zarar söz konusu olabilir.

SALINCAKTAN İNİP KAYDIRAĞA BİNMEK

Tüm gündem maddelerini ele almayacağım bu yazıda, ancak bir madde daha var ki, son seçimlere kadar öyle ya da böyle ‘salıncak ülke’ gibi davranabilen Ankara’nın hareket alanını ciddi biçimde kısıtlayabilir. ‘Birlik ve Dayanışmayı Sıkılaştırmak’ başlığında Ankara’nın örgüte biatı hedeflenecek gibi görünüyor. Millî Savunma Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, müttefikler arasında özellikle savunma yatırımları ve stratejik yaklaşımlarda oluşan görüş ayrılıklarını gidererek ortak bir akıl ve kararlılık vurgusu yapılacakmış. Herhalde S-400’leri bir yerlere göndereceğiz! Ayrıca daha fazla askerî harcama ve daha fazla batının çıkarlarına uygun bir dış politika hattına girilmesi talep edilecek.

Söz gelimi, bu zirve sonrasında, diyelim ki İran’a bir operasyon yapılırsa ve Türkiye’den sınırları içindeki NATO üslerini kullandırılması istenirse. “Yok kullandırmam” cevabı........

© İlke TV