menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayram’ın ölümü

2 0
latest

Arkadaş ölümleri acıdır. İnsanın hayatında karşılaşabileceği en ağır kayıplardan biridir bu. Aileden farklıdır; arada kan bağı yoktur ama çoğu zaman kandan daha güçlü bir bağ vardır. Çünkü arkadaşlık, seçilmiş bir yakınlıktır. Aynı yolu yürümüş olmanın, aynı korkulara, aynı umutlara, aynı yenilgilere ve aynı sevinçlere tanıklık etmiş olmanın yarattığı görünmez bir akrabalık. Bir arkadaş öldüğünde yalnızca bir insan gitmez. Onunla birlikte paylaşılan zamanın bir bölümü de çekilip gider hayattan. Kahkahalar, yarım kalmış sohbetler, sırlar, tartışmalar, küslükler, barışmalar ve “bir ara oturup uzun uzun konuşuruz” diye ertelenmiş buluşmalar da onunla birlikte eksilir. Bir daha gerçekleşmeyecek ihtimaller de ölür.

Bazı arkadaşlar vardır; öldükten sonra da insanın içinde yaşamaya devam ederler. Bir haber duyarsın, bir kitap okursun, bir şarkı işitirsin ve ilk refleksin ona anlatmak olur. Sonra bir an durursun. Çünkü anlatacağın kişi artık yoktur. İşte ölümün en ağır taraflarından biri budur: İnsan önce yokluğu değil, alışkanlığın devam ettiğini fark eder. İçindeki konuşma sürmektedir ama karşı tarafta artık cevap verecek biri kalmamıştır. O sessizlik insanı yaralar. Çünkü arkadaş, insanın hayatındaki tanıklardan biridir. Kendini hatırlamanı sağlayan insanlardan biri. Geçmişini, gençliğini, hatalarını, cesaretini, korkularını bilen biridir. Arkadaş öldüğünde biraz da kendi hikâyenin bir bölümü eksilir. Kendi hayatının bir sayfası kopup gider sanki. Belki bu yüzden arkadaş ölümleri yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda insanın kendi faniliğiyle yüzleşmesidir. Orada kendini görürsün. Bir gün senin de olmayacağını, bir gün senin de yalnızca hatıralarda kalacağını. Arkadaş ölümü biraz da kendi ölümünün sessiz habercisidir. Ama insan yalnızca bedeniyle yaşamaz. Hayat, etten ve kemikten ibaret değildir. Bir insanı yaşatan, ardında bıraktığı izlerdir. Dokunduğu hayatlar, değiştirdiği insanlar, birlikte kurduğu dostluklar, anlattığı hikâyeler ve bıraktığı sözlerdir. Bu yüzden arkadaşlar, içimizde yaşadıkları sürece tam olarak ölmezler.

Bayram’ı ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. Urfa’daydık. 1991 yılının sonları olmalı. Kızıyla birlikte büroya gelmişti. Devrimci olduğunu söyledi, büroda çalışmak istediğini anlattı. Birkaç ortak tanıdığın adını verdi. Rıza Zıngal, o sıralar Adana’da çalışan Hataylı Salman ve bugün aklıma gelen daha niceleri. Bayram’ın Mersin’de, Adana’da çok tanıdığı vardı. Çoğu, seksenli yılların hapishanelerinden geçmiş insanlardı. O gün çay içtik, sohbet ettik. Sonra durumu Ramazan Ulek’e söyledim. O günlerde Yeni Ülke günlük gazete çıkarmaya hazırlanıyordu ve hepimiz bunun için çalışıyorduk. Büro........

© İlke TV