menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zamana ve mekana dair

9 9
15.11.2025

Zaman, unutmanın adıdır. Dağlara çarpıp duran bir rüzgâr gibi, esip durur ömrümüzde. Rüzgâr unutulur, aşınan kayadır hatırladığımız.

Mekân, hafızanın anayurdudur. Dağın yamacı, ırmağın kenarı, evin kapısı, duvarın yıkıntısıdır hayatlarımıza akseden. Belleğimize kazınan o resimlerde bağ kurarız geçmişimizle.

Bir evin odası kalmış aklımda, bir taşınma telaşesi. Eşya taşıyoruz merdivenlerden, mobilyalar, saksılar, koliler. Bir kutuyu açıp, kitaplarımı yerleştiriyorum dolaba. İskender, Ferit Edgü’nün Hakkari’de Bir Mevsim’ini alıyor eline, Hamza yanı başında. “Abi, ne anlatıyor bu?” diyor, “bizi anlatıyor” diyorum, öylesine. Sarışın bir gülüş beliriyor Hamza’nın yüzünde. Birlikte gülüşüyoruz. 21 yaşında ikisi de.

Akarsuların, başı bulutlu dağların, yemyeşil yaylaların kucağındaki yakılmış bir köyden göç etmişler buraya. Aynı avluyu kullanıyoruz bir süredir. Köye dair anılar, komik hikayeler anlatıyorlar. İskender daha teatral, Hamza mesafeli. Her anı, her hikâye bir mekânla özdeşleşiyor onlar anlatırken. Çocukken yüzdükleri dereyi anlatıyorlar, sevinçleri o derenin suyuyla akmış. Bir çığın altında kaybettikleri yakınlarını yâd ediyorlar, o dağın yamacına işlenmiş hüzünleri. Hafızaları geldikleri coğrafyanın uzantısı gibi, uzaklaştıkça unutmaktan........

© İlke TV