menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mahkeme salonlarından Zeytinli Mezarlığı’na

13 0
29.07.2026

Bir insanın nasıl yaşadığını anlamak için bazen hayatına değil, cenazesine bakmak yeterlidir. Nebi Barlas’ın 21 Temmuz’da Zeytinli Mezarlığı’na uğurlandığı gün bunu düşündüm.

Edremit’e gelenler yalnızca eski bir avukatı toprağa vermeye gelmemişti. Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden geçmiş insanlar yıllar sonra aynı yerde yeniden buluşuyordu. 12 Eylül’ün gözaltılarından, sıkıyönetim mahkemelerinden ve cezaevlerinden geçmiş hayatlarının en ağır yıllarını baskı altında yaşamış insanlar… Hayat onları farklı şehirlere savurmuştu ama tek bir ölüm haberi hepsini yeniden aynı masanın etrafında toplamıştı. Bunu en çok da cenazeden önce Zeytinli Çay Bahçesi’nde hissettim.

Masalarda yalnızca eski dostlar oturmuyordu. Aynı koğuşların, aynı mahkeme salonlarının, aynı bekleyişlerin insanları vardı. Birbirlerini soyadlarıyla değil, yıllar önce yaşadıkları günlerden tanıyorlardı. Kimi bir duruşmayı, kimi bir cezaevi görüşünü, kimi bir tahliye gününü anlatıyordu. Sanki zaman yalnızca takvim yapraklarını değiştirmişti.

İlk bakışta sıradan bir cenaze kalabalığı gibiydi. Oysa biraz durup dinleyince bunun yarım kalmış bir buluşma olduğu anlaşılıyordu. O sabah Zeytinli Çay Bahçesi’nde yalnızca insanlar değil, ortak bir hafıza da yeniden aynı masaya oturmuştu.

En çok dikkatimi çeken ise şuydu: Kimse kendisini anlatmıyordu. Kimse çektiği acıları öne çıkarmıyor, yaşadıklarını kahramanlık hikâyesine dönüştürmüyordu ama herkes konuşurken bir yerde mutlaka Nebi Barlas’a geliyordu. “İlk gözaltımda o vardı.” “Mahkemeye ilk o gelmişti.” “Beni ilk kez cezaevinde o ziyaret etmişti.” “Annem ondan başka avukat tanımazdı.” Sanki herkes kendi hayatından söz ediyor ama aslında aynı insanı anlatıyordu.........

© İlke TV