menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

14 ŞUBAT RESMİ TATİL OLMALI!

32 0
14.02.2026

Sevgililer Günün tarihçesi MÖ 270 yılına kadar geriye gidiyor.

Sevgi; her şeyin başı, tüm canlıları kapsayan evrensel bir duygunun ortak adıdır...

Her şey zamanla değişmiş, kendi benliğinden ödün vermiştir. Bir tek gerçek insan sevgisi, bir tek gerçek aşk, kendi özünden ödün vermemiştir. Ne yokluklar, ne sefaletler, ne kıyımlar, ne savaşlar sevgiyi yok edememiştir. Çünkü sevgi, insanın ruhu, yaşamın anlamı, paylaşmanın özüdür.

Öte yandan hayatı bir sanat gibi düşünürsek, insanın çektiği acıları, sevinçleri ve hüzünleri görmek o kadar da zor değildir; şiirlere, türkülere, destanlara bakmak yeterlidir. Tarihte hiçbir zaman insanoğlunun gözyaşı eksik olmamıştır. Nice anaların, babaların, çocukların yürekleri acının içinde yanmıştır.

Bireyin huzursuzluğu toplumun genelini kapsar çünkü sevgi açlığı, toplumsal eşitsizlik ve ekonomik koşulların yetersizliği herkesi etkiler, eşit olmayan her şey kavgayı, şiddeti, karmaşayı doğurur. Eşit olmayan her şey sevgiyi öldürür, sevgi ölen yerlerde ise saygısızlık önüne geçilemeyen bir değer kaybı yaratır. Eşit dağıtılmayan servet bile aileyi parçalar.

Bitip tükenmeyen tartışmalar…

Sonu gelmeyen şiddet olayları!

Hepsi çıkarlara göre şekil alır.

Bu değişmeyen kısır bir döngüdür.

Hüzünler, acılar bitmez oysa yaşam sonsuz değildir. Hepimiz her gün adım adım sona doğru yürüyoruz ve yaşamın bir tekrarı da yoktur. Her şey bir gün masal olacak, tarihsel olarak bugün yaşayanlardan ortalama 80 yıl sonra kimse kalmayacaktır.

Soru şudur; bu gerçeği bildiğimiz halde yeryüzünde yaşanan adaletsizlik, kavga, şiddet ne zaman........

© Hürses