menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kripto Paralara (Gayrimaddi Varlıklara) İlişkin Elkoyma, İade ve Müsadere

13 0
05.02.2026

Son yıllarda yatırım aracı olarak yaygınlaşan gayrimaddi varlıklar (kripto paralar/varlıklar); bilişim suçları, dolandırıcılık ve suç gelirlerinin aklanması gibi soruşturmalarda, menfaatin aktarılmasında ve gizlenmesinde sıkça kullanılan malvarlığı değerleri arasına girmiştir. Bu nedenle; kripto varlıkların teknik yapısının anlaşılması, ceza muhakemesinde elkoyma adlı koruma tedbirinin nasıl ve hangi sınırlar içinde uygulanacağını doğru değerlendirmek bakımından önem taşımaktadır.

Bu yazıda; önce “kripto varlık” kavramı teknik yönü ile özetlenip, kripto varlıkların nasıl muhafaza edildiği açıklanacak ve sonrasında, mülkiyet ve zilyetlik, yani kullanma haklarını kısıtlayan, dayanağını Anayasa m.13, m.20/2 ve m.35/2 ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.8/2 ile bu Sözleşmenin eki olan 1. Ek Protokol’ün 1. maddesinin 2. fıkrasından alan elkoyma tedbiri bakımından “Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma” başlıklı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.128/1-h’de yer alan “Diğer malvarlığı değerlerine,” kavramının gayrimaddi varlıkları da kapsadığı kabul edilerek elkoymaya konu edildiği, ancak bu hükümde yer alan prosedür yeterli olmadığından, yine elkoyma ile ilgili CMK m.123 ve m.127 de yeterli karşılığı taşımadığından, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanunun 22. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na “Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma” başlığı altında m.128/A olarak eklenen, banka/ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde getirdiği “hesap askıya alma ve elkoyma” tedbiri, bu kapsamda gayrimaddi varlık niteliği taşıyan kripto varlıkların elkoyma tedbirine nasıl konu edildiği, elkoyma tedbiri sonrasında kripto varlıkların muhafazası, paraya çevrilmesi, iadesi ve fer’i ceza niteliği taşıyan, fakat 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu tarafından “güvenlik tedbiri” olarak adlandırılan TCK m.54’de ve m.55’de düzenlenen müsadere, kripto varlıklara ilişkin mevzuat ışığında tartışılacaktır.

“Bitcoin” gibi kripto varlıkların, “gayrimaddi varlık” olarak kabul edildikleri, bu varlıkların yasal düzenlemeye kavuşturulduğu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’da dijital paralarla ilgili hükümlere yer verildiği, bu tür gayrimaddi varlıkların suçta kullanıldığı gibi, suçtan elde edilebildiği veya suçtan elde edilen gayrimaddi varlıkların aklanması fiillerinin gündeme gelebildiği, dijital paralara elkoyulmasının, elkoyma tedbirinin uygulanma şekli ile elkoyulan ve flash bellekte (taşınır bellekte), yani soğuk cüzdanda bulunan kıymetlere ulaşılmasının, bunların paraya çevrilmesinin, gayrimaddi varlıklardan 24 şifre üzerinden soğuk cüzdana aktarılanların tespiti,

Elkoyulan gayrimaddi varlıkların muhafaza edilmeleri, müsadereden evvel CMK m.131’e göre iade edilmeyip, m.132’ye göre paraya çevrilen elkoyulan varlıkların, daha sonra m.131 uyarınca iade edildiklerinde kaybettikleri değerlerin karşılanması, bu durumda sorumluluğun kime ait olacağı veya soğuk cüzdanda tutulan bu tür varlıkların elkoyma tedbirinin tatbiki sırasında kaybolması halinde hukuki ve cezai sorumlulukların kime ait olacağı, bunların nerelerde saklanacağı, nasıl tasfiye edilecekleri, elkoyulan gayrimaddi varlıkların soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuna kadar aynen muhafazasının tercih edilmesi halinde, yaşanacak değer kayıplarının nasıl çözüleceği, bunlarla ilgili açık yasal düzenlemeye gidilmesi durumunda, “Mülkiyet hakkı” başlıklı Anayasa m.35 ve “Mülkiyetin korunması” başlıklı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 1. Ek Protokol’ün 1. maddesi uyarınca güvence altında bulunan mülkiyet hakkının özünün zedelenip zedelenmeyeceği, bu vaziyette “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13 ile 1. Ek Protokol’ün 1. maddesinin 2. fıkrasının ihlale uğrayıp uğramayacağı, bunun yanında elkoyulan gayrimaddi varlıkların Türk Lirası’na çevrilmek suretiyle bir kamu bankasında nemalandırılması usulünün, TCK m.26/2’de düzenlenen “ilgilinin rızası” adlı hukuka uygunluk sebebinden yararlanılarak, o an gayrimaddi varlıkların görünür ve kabul edilir muhataplarından rıza alınmak suretiyle paraya çevrilip saklanması yolunun izlenip izlenmeyeceğini, mevcut hukuki mevzuatla birlikte kripto varlıkların teknik özellikleriyle beraber uygulama bazında karşılaşılabilecek olası senaryolar nezdinde değerlendirilmelidir.

Bir ceza muhakemesi tedbiri olan, mülkiyet ve zilyetlik, yani mal üzerinde tasarruf ve malı kullanma haklarını kısıtlayan, dayanağını Anayasa m.20’den ve m.13’den alan elkoyma tedbirinin, gayrimaddi varlıklar yönünden özel olarak düzenlenmesi gerektiği düşünülerek, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanunun 22. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na m.128/A olarak eklenen toplam yedi fıkradan ibaret yasal düzenlemenin, gayrimaddi varlıklar olarak kabul edilen kripto varlık ve dijital para konusunda yaşanan elkoyma tedbiri sorunlarını çözüp çözemeyeceğini dikkatle ele almak gerekir.

Gayrimaddi varlıklara uygulanan elkoyma tedbiri sonrasında konunun müsadere bakımından değerlendirilmesi ise, TCK m.54’de düzenlenen eşya müsaderesi ve m.55’de yer alan kazanç müsaderesi hükümlerine göre yapılacaktır. Müsadere değerlendirmesi yapılırken, Anayasa m.38/9’da yer alan genel müsadere yasağı ve m.35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı dikkate alınmalıdır.

Bu açıklamalar uyarınca; klasik mülkiyet hukukunun zilyetlik ve teslim gibi temel kavramlarının gayrimaddi varlık kabul edilen kripto varlıklar açısından nasıl ele alındığını değerlendirmek için, bu varlıkların teknolojik altyapısını ve Türk Hukuku’nda sui generis konumunu gözönüne almak gereklidir[1].

I. Dağıtık Defter Teknolojisi ve Blokzincir

Dağıtık Defter Teknolojisi (DLT); geleneksel merkezi sistemlerin aksine, kayıt defterlerinin bir kopyasının blokzincir içerisindeki tüm katılımcılarda bulunduğu, verilerin şeffaf ve eş zamanlı şekilde doğrulandığı bir sistem olarak ortaya çıkmıştır. Blokzincir, bu teknolojinin somut olarak uygulandığı zincirleme yapıyı ifade eder. Blokzincir üzerinde gerçekleştirilen her işlem, kendi bloğu içinde zaman damgası işlenerek, şeffaf ve eş zamanlı doğrulama yapılarak kaydedilir. Zinciri takip eden her blok; bir önceki bloğa “Kriptografik Özet” (Hashing) yöntemiyle mühürlenerek bağlanır ve zincirleme yapı, geçmişe dönük bir verinin değiştirilmesini imkansız kılarak, sistemi değiştirilemez hale getiren dijital altyapıyı oluşturur[2].

Kripto varlıklar Eşya Hukuku açısından ele alındığında; artık zilyetlik kavramı, yerini “erişim yetkisi” kavramına bırakmaktadır. Bu kapsamda mal üzerindeki fiili hakimiyet; eşyayı elde bulundurmak değil, teknik olarak kripto varlığa erişim yetkisine sahip olmaktır. Bu durum; adli makamların elkoyma ve müsadere işlemlerinde, neden sadece “cihazı ele geçirmekle” yetinemeyeceğini, asıl meselenin o dijital anahtarın hukuki ve teknik kontrolü olduğunu göstermektedir.

Dolayısıyla, “kripto varlıkların mülkiyetinin devri” kavramını; Eşya Hukuku uyarınca zilyetliğin devri olarak değil, defterdeki “erişim yetkisi” kaydının cebren veya rızaen bir adresten diğerine güncellenmesi olarak algılanması gerekir. Ancak kripto varlıkların hukuk sisteminde doğrudan eşya kabul edilmemesi, mülkiyet hakkına konu olamayacakları anlamına gelmez. Kripto varlıklar, iktisadi bir değer ifade eden ve icra takibine konu olabilen ve kanun koyucunun koyduğu tanım uyarınca “gayrimaddi malvarlığı değerleri” statüsündedir.

Anayasanın 35. maddesi ve İHAS 1. Ek Protokol 1. maddesi kapsamında korunan mülkiyet hakkı, bu dijital değerleri de kapsar. Kripto varlıklar üzerinde tesis edilecek elkoyma ve müsadere işlemleri, birer “taşınır mal” zaptı gibi değil, birer “hak ve alacak elkoyması” mantığı ile yürütülmelidir. Blokzincirin bir kontrol merkezinin olmaması; Devletin kamu kudreti yetkisi kullanarak bu varlıklara müdahale etmesini, “zilyetliğin cebren devri” yerine “erişim yetkisinin kısıtlanması veya teknik olarak ele geçirilmesi” sorununa dönüştürür.

II. Bilişim Suçlarında Koruma Tedbiri

Kripto varlıkların merkeziyetsiz şekilde faaliyet göstermesi ve işlemlerin saniyeler içerisinde tamamlanabilmesi, yüksek tutarlı meblağların küresel ölçekte ve geleneksel finansal sistemde iz bırakmayacak şekilde transfer edilmesine olanak tanımaktadır. Bu teknolojik imkan kripto varlıkların; sadece suçun konusu veya aracı olmasını değil, aynı zamanda suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama faaliyetlerinde de etkin ve sistematik bir biçimde kullanılmasını beraberinde getirmiştir.

“Suçun işlenmesinden sonra delil toplama ve yargılama” odaklı klasik koruma tedbirleri, saniyeler içerisinde hareket eden bu dijital varlık akışı karşısında işlevini yitirmiş ve çoğu zaman yetersiz kalmıştır. İşte bu uygulama sorununu gidermek ve dijital hıza hukukla karşılık verebilmek amacıyla, Ceza Muhakemesi Kanunu’na “Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma” başlıklı m.128/A eklenmiştir.

Bu düzenleme; bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenen suçlarda malvarlığı değerleri için “geçici askıya alınması” mekanizmasını getirerek, Kanunda sayılan mali kuruluşlara ve makamlara askıya alma yetkisi tanımıştır. CMK m.128/A’nın getirdiği en kritik yenilik, kripto varlık hizmet sağlayıcılarına (KVHS) tanınan ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde 48 saati aşmayan re’sen askıya alma yetkisidir. Bu durum; blokzincir üzerindeki kripto varlığın, soğuk cüzdanlara çekilerek izinin kaybedilmesini önleyen acil müdahaleyi hukuki bir zemine oturtmuştur.

Ancak burada şu soru sorulmalıdır; CMK m.128/A, kripto varlıkların “gayrimaddi” ve “merkeziyetsiz” doğasından kaynaklanan elkoyma sorunlarını tamamen çözebilecek bir hukuki altyapı sağlar mı, yoksa sadece kripto varlıkların belirli bir kısmını kapsayan sınırlı bir çözüm müdür? Aşağıda bu sorunun cevabına yer verilecektir.

III. CMK m.128/A ve Uygulamadaki Karşılığı

Öncelikle CMK m.128/A’nın uygulama alanını anlamak için; kimin, nasıl ve hangi şartla kripto varlıkları askıya alma ve elkoyma yapabileceğini açıklamak gerekir. Düzenleme uyarınca süreç, suça konu menfaatin bulunduğu finansal kuruluşların inisiyatifiyle başlar; bankalar, ödeme hizmet sağlayıcıları (Troy, QNB Pay, BKM Express vb.) olmak üzere, Türkiye’de yerleşik (BtcTurk, OKX TR ve Binance TR vb.) gibi kripto varlık hizmet sağlayıcılar (KVHS), bu mekanizmanın birincil uygulayıcılarıdır.

CMK m.128/A/1 uyarınca; nitelikli hırsızlık (TCK m.142/2-e), nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f,l) ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK m.245) suçlarının işlendiği konusunda “makul şüphe” bulunduğu ve bilişim suçu kaynaklı bir transferin yukarıda sayılan kuruluşlar nezdinde yapıldığı tespit edildiğinde, ilgili kurumlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın 48 saate kadar askıya alınabilmesi yetkisi tanınmıştır.

Herhangi bir savcılık veya hakim kararı olmaksızın ilgili mali kurum hesabı askıya alma yetkisine sahiptir, fakat CMK m.128/A/2 uyarınca askıya alma işlemi ve hesap hareketleri, ilgili mali kurum tarafından tüm bilgi ve belgelerle birlikte derhal Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Ayrıca, askıya alınan hesap sahibine de ilgili mali kurum tarafından bildirim yapılacağı düzenlenmiştir. Hesap sahibine, askıya alma işleminin kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvuru hakkı tanınmış olup, savcılığın da 24 saat içinde bu başvuru hakkında karar verme zorunluluğu Kanunda açıkça öngörülmüştür.

Askıya alınan hesaplardaki suça konu menfaate, askıya alma süresi içerisinde hakim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile elkoyulabilir. Bu emir, uygulanmasından itibaren 24 saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur. Hakim, bu talebi elkoyma anından itibaren kırk sekiz saat içinde karara bağlamalıdır. Bu sürelerin aşılması veya hakimin onay vermemesi durumunda, askıya alma kendiliğinden hükümsüz kalır. Ancak hakimin süresinde verdiği onayı ile geçici askıya alma, artık bir elkoyma tedbirine dönüşür.

CMK m.128/A ile getirilen düzenlemenin en stratejik ve tartışmalı unsurlarından birisi; bu madde uyarınca yapılacak elkoyma işlemlerinde, CMK m. 128’de öngörülen (MASAK, SPK veya ilgili diğer kurumlardan alınması gereken) rapor alma şartının aranmamasıdır. Hükümde, “makul şüphe” oluşması durumunda ilgili mali kuruluşlara hesabı askıya alma yetkisi tanınmıştır.

CMK m.128/A’da; bilişim suçlarının karmaşıklığı karşısında rapor hazırlama süreçlerinin ortaya çıkaracağı zaman kaybının, kripto varlığın blokzincir üzerinde karmaşık işlemlere sokularak gizlenmesinin veya soğuk cüzdanlara çekilerek ortadan kaybolmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Belirtmeliyiz ki, uzman raporu şartının kaldırılması; aynı zamanda yanlış işlemlerin yapılma riskini doğurmakta, mülkiyet hakkının özüne yönelik müdahalelerin orantılı olup olmadığının........

© Hukuki Haber