Devletin Güvenliğine İlişkin Bilgileri Temin Etme
“Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme” başlıklı madde 327: “(1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeye koymuşsa müebbet hapis cezası verilir”.
Madde gerekçesine göre; “Madde, Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaların yok edilmesi, tahribi, bunlar üzerinde sahtecilik yapılması veya bunların tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanılmaları, hileyle alınmaları veya çalınmaları fiillerini cezalandırmaktadır. Böylece maddenin koruduğu hukuki değer, Ülkenin savunmasıdır.
‘Devletin güvenliği’ kavramı, Devletin varlığının korunması, tehlikeyle karşı karşıya bırakılmaması demektir. Devletin varlığını tehlikeye düşürebilecek nitelikteki fiiller Devletin güvenliğini ihlal eder. ‘Devletin iç ve dış yararları’ ibaresine gelince; bir büyük örgütlenme olarak Devletin elbette ki, yararları ile güvenliği arasında da sıkı bir ilişki vardır. Yararlarını koruyamayan Devletin güvenliği de tehlikeye düşebilir. Madde, Devlet yararları arasında ‘siyasal’ olanları gözönüne almış bulunmakta; bu nedenle, ekonomik, kültürel ve benzeri nitelikteki yararlara ilişkin belge veya vesikalar, bu suçun konusunu oluşturmamaktadır. Söz gelimi Devletin dış ilişkilerinin iyi tarzda sürdürülmesi hususundaki yarar gibi.
Suçun oluşması için belge veya vesikaların bir sırrı içermesi hususunda zorunluluk yoktur; zira madde belgenin içerdiği sırrı değil, bizatihi Devletin güvenliği veya siyasal yararları ile ilgili olan belge veya vesikaları korumaktadır. Ancak fiillerin işlendiği sırada Devletin güvenliği veya siyasal yararlarıyla olan ilgisinin devam etmiş bulunması gerekir. Söz gelimi tarihi belge veya vesikalar halen bu niteliği korumuyorlarsa, onlar hakkında bu maddenin uygulanması sözkonusu olmaz.
Maddede yazılı olan ‘belge’ sözcüğü her türlü evrak ve vesikaları kapsamaktadır. Resmi belge, genellikle hukukî işlemlerin doğruluğunu belirtme yetkisine sahip makam tarafından usulüne göre düzenlenmiş veya onaylanmış yazılar, Devlet memurlarınca görev gereği gerçekleştirilen işlemleri taşıyan resmi defter ve dosyalar, askeri plan ve haritalar ve bir olayın gerçeğe uygunluğunu gösteren her türlü yazılardır. Güvenilen, doğrulanan her türlü belge anlamındadır.
Maddenin ikinci fıkrası, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerini göstermektedir. Buna göre, birinci fıkrada yazılı fiiller, savaş etkinliğini veya askeri hareketleri tehlikeye koymuş ise ceza artırılacaktır”.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.327; “Devletin güvenliği” kavramı veya Devletin iç veya dış politik, yani izlediği siyasete dayalı ülke yararlarına ilişkin bilgilerin gizli kalmasına dair hukuki yararı korumaya almıştır. Belirtmeliyiz ki; 327. madde ile korunan hukuki yarar, üzerinde “gizli” ibaresi bulunan belgeleri değil, niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri kapsamaktadır. Bir başka ifadeyle 327. madde, gizli bilgileri ve Devlet sırlarını korumayı amaçlamıştır. Bilgi içeren belgenin resmi, özel veya fotokopi olmasının veya gizli bilginin yazılı belgeden değil, bir fotoğraftan, konuşma veya görüntü kaydından ibaret olmasının da bir önemi olmayacaktır. “Suçta ve cezada kanunilik” prensibi uyarınca esas olan, Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilginin varlığıdır. Gizli bilgi yoksa, belgenin gizliliği TCK m.327 kapsamında koruma görmeyecektir.
Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri temin eden kişi “fail”, temini yönünde faile niyet ettirip karar aldıran kişi “azmettirici” ve Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme kastı ile hareket eden kişi de “yardım eden” sayılır. Bu kişilerin ceza sorumluluğu gündeme gelecektir. Önemli olan, gizli bilgilerin temini aşamasına katılmaktır. Bilgi temin edilmekle TCK m.327’de tanımlanan suç işlenmiş sayılacağından, bu andan itibaren işlenen fiillerin Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme suçu kapsamında değerlendirilmesi isabetli olmayacaktır. Örneğin; temin edilen bir gizli bilginin tercüme edilmesi amacıyla tercümana verilmesi veya gizli bilginin dosyaya koyulması için sekretere veya bir ofis çalışanına teslim edilmesi durumunda, tercüman veya sekreter veya ofis çalışanı yönünden TCK m.327’nin ihlali gündeme gelmeyecektir. Burada suç işleme kastının varlığı veya yokluğu değil, suçun maddi unsuruna konu hareket ve neticeye katılma esas alınacaktır. Gizli bilgilerin teminine yönelik icra hareketine katılma olmadıkça, TCK m.327 kapsamında ceza sorumluluğu da doğmayacaktır.
TCK m.327’de tanımlanan suçun faili herkes olabilir. Devletin güvenliğine ilişkin bilgiyi temin etme suçunun faili olabilmek için, kamu görevlisi olmaya veya bir sıfat taşımaya gerek bulunmamaktadır. Devletin sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kanun koyucu tarafından “mahsus/özgü” suç olarak düzenlenmemiştir. Bir başka ifadeyle kanun koyucu, bu suçları işlemek için özel bir sıfat taşıma zorunluluğu öngörmemiştir.
Bilginin niteliği itibariyle gizli kalması ve bu gizliliğin de Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları ile ilgili olması gerekir. Bu gizliliğe rağmen, özel bir saiki olup olmadığına bakılmaksızın kasten bilgileri temin eden kişinin ceza sorumluluğu gündeme gelecektir. Bu suç teşebbüse elverişlidir. Suçun manevi unsuru, genel suç işleme kastıdır. TCK m.327’de tanımlanan suçun işlenmesinde özel kast aranmamıştır. Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme suçu,........
