Borsa Manipülasyonu Suçunda Pişmanlığı Kullandırma Şekli ve Süresi
19.08.2024 tarihli “Sermaye Piyasası Kurulu’nun Başvuru Şartı ve Pişmanlığın Başvuruya Etkisi” başlıklı yazımızda; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda düzenlenen veya bu Kanunun atıfta bulunduğu suçların soruşturulmasına ilişkin özel soruşturma usulleri ile bu usullerin pişmanlık hükümlerinin uygulanması incelenmiştir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesinde “Piyasa dolandırıcılığı” suçunun düzenlendiği, aynı maddenin 3. fıkrasında, piyasa dolandırıcılığı suçunun 1. fıkrasında tanımlanan seçimlik hareketler bakımından üç alt başlıkta pişmanlık hükümlerinin düzenlendiği, aynı yöntemin güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarını düzenleyen 110. maddede güveni kötüye kullanma suçunun maddenin 1. fıkrasında tanımlanan (b) ve (c) bentleri için öngörüldüğü, burada öngörülen pişmanlığın diğerinden farklı olarak etkin olmasının arandığı, yani failden tüm bildiklerini anlatmak suretiyle adli makamlara yardımcı olmasının beklendiği, buna göre her iki hükme göre de henüz soruşturma başlamadan önce, yani SPK’nın başvuru şartının gerçekleşmediği ve bunun Cumhuriyet Başsavcılığına ulaşarak soruşturmanın teknik olarak başlamadığı dönemde, failin hükümlerde öngörülen ödemeyi yapmak suretiyle cezadan kurtulmasının mümkün olduğu, bu yolla hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verileceği anlaşılmaktadır. Ancak hükümlerde; soruşturma başlamadan veya soruşturma evresinde veya kovuşturma evresinden hüküm verilinceye kadar geçen evrelerde nasıl bir yöntemin kullanılması gerektiği, yani bu haktan yararlanması için faile bildirim yapılmasının zorunlu olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Belirtmeliyiz ki, ceza indiriminin son kullanılabileceği aşama ilk derece mahkemesi tarafından hüküm verilmesine kadardır.
Uygulamada; bir muhakeme şartı olarak Sermaye Piyasası Kurulu’nun başvurusunun arandığı, başvuruya konu incelemenin SPK tarafından re’sen veya kendilerine yapılacak şikayet veya ihbarla başlatılması mümkün olduğu dikkate alınarak, pişmanlıktan failin yararlanabilmesi amacıyla soruşturma için yazılı başvuru yapıldıktan sonra, 6362 sayılı Kanun m.107/3-a’ya göre alınan Kurul kararının ilgiliye usule uygun tebliğ edildiği ve 15 günlük sürenin beklenerek, yasal hükümlerde öngörüldüğü üzere hesaplanan bedelin ödenmesi halinde, bu durumun ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirildiği anlaşılmaktadır. 15 günlük sürenin Kanunda düzenlenmediği, yine ilgili hükümlerde faile pişmanlıktan yararlanmak isteyip istemeyeceğinin sorulmasının da emredilmediği, fakat usul ekonomisi ve failin bu haktan yararlanmasının sağlanabilmesi amacıyla SPK tarafından ilgiliye tebligatın yapıldığı, Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yapılması için kararın alınmasından itibaren 15 günlük sürenin beklendiği, bu süreden önce başvuru yapılması halinde de sürenin tüketilmesi gerektiği, muhakeme şartı niteliğinde izin özelliği taşıyan başvuru ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yapılsa bile, öngörülen sürenin dolmasından evvel soruşturma açılamayacağı veya daha önce başlatılıp da başvuru olmadığı için teknik anlamda ceza soruşturmasına dönüştürülemediği halde, failin bu 15 günlük sürede ilgili hükümlerde öngörüldüğü şekilde zararı gidermek suretiyle cezadan kurtulabileceği anlaşılmaktadır.
Sermaye Piyasası Kurulu tarafından alınan kararın bildiriminin usule uygun yapılması halinde; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde gösterilen parayı Hazineye ödeyen kişi hakkında cezaya hükmolunmayacak, soruşturma aşamasında piyasa dolandırıcılığı suçundan, yani borsada manipülasyon suçundan savcılık aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, dava açılmışsa da mahkeme tarafından ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın verilmesi gerekecektir.
107. maddenin 3. fıkrasının diğer bentlerinde belirtilen ceza indirimlerinden yararlanmanın sağlanmasında, yine şüpheliye veya sanığa usule uygun bildirimin tefhim veya tebliğ yoluyla yapılması ve pişmanlık hükmünden faydalanılması için 15 günlük sürenin de tefhimden veya tebliğden itibaren başlatılması gerekir. Aksi halde; bir hak olarak düzenlenen pişmanlığın veya etkin pişmanlığın şüpheli veya sanık tarafından aktif olarak kullanılmasının önüne geçileceğinden, bu eksiklik soruşturmayı ve kovuşturmayı sakatlayacak, bu eksiklik giderilmeden hazırlanan iddianamenin iadesi veya verilen kararların bozulması gündeme gelecektir.
Belirtmeliyiz ki; yasal düzenlemelerde Kurulun, kişiye zararı gidermesi için kaç gün süre vereceği açıkça düzenlenmemiş olup, bazı Kurul karar bildirimlerinde 15 günlük süreye yer verildiği görülmektedir. Bununla birlikte, Kurulun daha uzun veya daha kısa süre öngörmesi de mümkündür. Ancak önemli olan, belirlenen sürenin “makul süre” niteliğinde olmasıdır. Yargıtay, zararı gidermek isteyen sanığa makul süre ve imkan tanınmadan karar verilmesini bozma nedeni saymıştır[1].
“Piyasa........
